Çatal kazık nedir, Çatal kazık ne demek

Çatal kazık; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

  • Sonuçta ne olacağı belirsiz, karışık, karanlık ve şüpheli durum.
  • Tutumu farklı olduğu için işin yürümesine engel olan yetkili kimse

Çatal kazık tanımı, anlamı:

Çatal kazık yere batmaz : Birden çok kimsenin söz sahibi olduğu iş yürümez.

Çatal : Ucu kollara ayrılmış. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. İki veya daha çok kola ayrılan değnek. İki taraflı. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç.

Kazık : Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası. Aldatma. Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun. Çok zor (soru, sınav vb.). Direk, sopa. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş. Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça.

Kazı : Bir yeri kazma işi, hafriyat. Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması. Hak.

 

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Öz, özet. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Yazının veya sözün bitim bölümü.

Belirsiz : Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem. Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz. Bilinmeyen, meçhul.

Karışık : Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Saf olmayan. Dolu. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Karışmış. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş.

Karanlık : Üzüntü, sıkıntı, perişanlık. Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum). Işıksız. Yasalara, töreye uygun olmayan. Işık olmama durumu. Karışık.

Şüpheli : Kendisinden şüphe edilen, kuşkulanılan, zanlı. Kuşkulu.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Tutum : Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi. Tutulan yol, tavır.