Çizgeli ölçek nedir, Çizgeli ölçek ne demek

Çizgeli ölçek; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Tutum ölçümlerinde değerlendirmelerin, ölçüm konusunu iki uç değer arasındaki tüm uzanımlarıyla simgeleyen bir doğru üzerinde uygun bir yerin belirtilmesiyle yapılmasını isteyen değerleme ölçeği.

Çizgeli ölçek tanımı, anlamı

Çizge : Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim, grafik

Ölçek : Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü. Tahıl ölçmeye yarar kap, kile. Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm, kadran. Bu ölçü miktarında olan. Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü. Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzunluklar arasındaki oran.

Yer belirtimli çizgeli ölçek : Tutumları ölçerken değerlendirmelerin ölçüm sürekliliğini simgeleyen ve belli başlı kesim noktalarını gösteren bir doğru üzerinde sayı ya da nitel terimlerden birinin belirtilerek yapılmasını gerektiren değerleme ölçeği.

Değerleme ölçeği : Herhangi bir özellik ya da niteliğin değerlenmesinde kullanılan ölçek. Yanıtlayıcılardan, ölçüm konusu olan nesne ya da özelliği, düzenlenmiş sınarlara göre değerlendirmesini ya dà bir süreklilik üzerinde sayısal değer taşıyan konumlardan birine yerleştirmesini isteyerek tutumları ölçüye vuran yordam.

 

Değerlendirme : Değerlendirmek işi, kıymetlendirme. İletişim organlarında izlenme oranı.

Ölçüm konusu : Bir ölçme aracıyla, aralarında ayrım gözetilebilecek değişik değer ya da seçenekleri bulunan, değişkenliği olan nesne ya da özellik.

Belirtilme : Belirtilmek işi.

Değerleme : Değerlemek işi. Değer biçme, bir malın değerini belirleme, valüasyon.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.

Belirti : Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

Uzanım : Nitelik, özellik, ölçü, boyut. Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı. Yerden herhangi bir gezegene ve Güneş'e uzanan iki doğrultu arasındaki açı.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Konus : Koni, koni biçiminde olan. Işını belli bir sahaya düşürmede kullanılan delikli metal levha.

Ölçüm : Ölçme işi. Ölçülerek elde edilen sonuç. Ölçümleme sonucu, takdir. Eli işe yatkın, becerikli, usta. Doktor. Fal. En, boy, oylum, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiğini belirtme işlemi. Özdeğin türlü görünümlerini ve bunların niteliklerini karşılaştırabilmek ve dolayısıyla niceliklerini belirleyebilmek amacıyla nesnelere, ilişkin olduğu niteliğe uygun belli kurallara göre sayı verme işlemi. Bir kümenin altkümelerinden oluşan bir dolam üzerinde artı değerler alan sayılabilir toplamsal küme işlevi, Anlamdaş. sayılabilir toplamsal ölçüm. Türlü toplumsal olguların özelliklerini uygun ölçü araçları kullanarak sayısal olarak saptamaya yönelik bir bilme süreci. Bir değişken taşıdığı özelliği belirtmek için yapılan bir işlem. Ölçüye vurulan bir konuda bir ölçme aracıyla elde edilen ve ölçme dizgesinin çeşitli birimleriyle dile getirilen değer. Şekil, biçim, tarz. Acemi, beceriksiz. Şımarık.

 

Tutum : Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Simge : Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

Diğer dillerde Çizgeli ölçek anlamı nedir?

İngilizce'de Çizgeli ölçek ne demek ? : graphic rating scale