Öylesine nedir, Öylesine ne demek

Öylesine; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

  • Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok

Öylesine ile ilgili Cümleler

  • Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.
  • Belki de bu öylesine iyi bir fikir değil.
  • Öylesine uğrayıverdiğim için kusuruma bakma, ama cebin kapalıydı.
  • Güzel kadınlar genç ölür- ya da öylesine demişler. Eğer öyleyse benim karım uzun bir hayat yaşayacak.
  • Bu öylesine iyi bir fikir değildi.
  • Öylesine ağzımdan çıktı.
  • Burada öylesine emirler vermezsin!
  • Öylesine yapabilirsin,bu nasıl yapıldığını bildiğin anlamına gelmez.
  • Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.
  • Cidden bölüm 21 beni öylesine çok güldürdü ki neredeyse ağlayacaktım.
  • “Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk.”
  • Öylesine bakınıyoruz.
  • Öylesine vazgeçemezsin.
  • Öylesine soğuk bir gündü ki caddede hiç kimse yoktu.

Öylesine anlamı, tanımı

Öyle : Onun gibi olan, ona benzer. O yolda, o biçimde, o tarzda. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. (ö'yle) O denli, o kadar, o derece

Öylesi : Ona benzer, onun gibi. O kadar.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

 

Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

Fazla : Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Biçi : Erkek çocuk.

Aşır : Aşure. Boş ver, önemseme. [Bakınız: Aşir].

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Öyküsel tür anlamı nedir?

Fransızca'da Öyküsel tür nedir ? : genre romanesque