Üstün almak nedir, Üstün almak ne demek

Teknik terim anlamı:

Üzerine, etrafına toplanmak, yığılmak.

Üstün almak kısaca anlamı, tanımı

Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer

Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

 

Yol üstün almak : Yol üstünde durmak, yolda beklemek.

Toplanmak : Toplama işine konu olmak. Kendine çekidüzen vermek. Bir araya gelmek. Seyahat etmek, taşınmak vb. için hazırlanmak. Şişmanlamak. Toplantı yapmak.

Toplanma : Toplanmak işi.

Yığılmak : Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.

Yığılma : Yığılmak işi, kalabalıklaşma.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Yığıl : Hafif. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Yığı : Başağın taneli kısmı, taneleri. “Yığı etdik, yedik. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Üstün akışkanlık anlamı nedir?

İngilizce'de Üstün akışkanlık ne demek ? : superfluidity