Şiraz nedir, Şiraz ne demek

Şiraz; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sınır : Sen şirazdan çıkıp gidersin.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Kayseri şehri, Tomarza ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Şiraz ile ilgili Atasözü veya Deyim

iş şirazesinden çıkmak : düzenini kaybetmek, çığırından çıkmak.

şirazeden çıkmak : kitabın sırt bölümünde bulunan enli şeridin bozulması sebebiyle sayfalar dağılmak Mecaz anlamı akıl dengesini kaybetmek.

Şiraz anlamı, kısaca tanımı

Şira : Şıra, üzüm ve öteki meyvelerin suyu, şekerli su

Şirazdan çıkmak : Sınırı aşmak, aşırı şımarmak.

Şirazi : Kitap ciltlemekte kullanılan bez şerit. (Sivas).

Şirazvan : Bacakları enli, ağı sarkık, uzun şalvar.

Şiraze : Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit. Pehlivan kispetinin paçası.

Şirazesi bozuk : Akli dengesi yerinde olmayan (kimse).

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Kayseri : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Tomarza : Kayseri iline bağlı ilçelerden biri.

Kayser : Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Nahiye : Bucak. Bölge.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Kayse : Yara, çıban kabuğu.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Tomar : Dürülerek boru biçimi verilmiş deriler veya kâğıtlar. Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk.

Gider : Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı. Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılmış olan harcamalar.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Diğer dillerde Şiral merkez anlamı nedir?

İngilizce'de Şiral merkez ne demek ? : chiral center