Agamont nedir, Agamont ne demek

Agamont; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Bazı protozoonlarda (Sporlular gibi) konukçuda çoğa bölünme ile çoğalmanın olduğu evre.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Şizont.

Agamont kısaca anlamı, tanımı

Çoğa bölünme : Bir hücrenin, önce çekirdeğinin birçok defa bölünmesi, sonra çevrelerinde bir miktar sitoplâzma ile çok sayıda hücreye ya da sporlara ayrılması. Belirli sarkodin ve sporozoan protozoonlarda kız hücreler oluşturmak için çekirdekte çoklu bölünmeyi takiben, oluşan her bir küçük çekirdeğin etrafında sitoplazma kitlesiyle çevrilmesini sağlamak amacıyla sitoplazma bölünmesinin görüldüğü eşeysiz üreme biçimi, agamogoni, agamogenezis, agamogenetik, şizogoni, meregoni

Sporlular : Bir hücrelilerin, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda asalak olarak yaşayan, çok az hareket edebilen, sporla üreyen bir alt takımı.

Protozoon : Bir hücreli. Protozoonlara ait.

Çoğalma : Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme.

Bölünme : Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.

Konukçu : Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar.

 

Şizont : Bir hücrelilerde, özellikle parazit sporluların hayat devrinde trofozoidi izleyen ve çoğa bölünme ile oluşan evre. Şizogoninin oluştuğu çekirdek bölünmesinin meydana geldiği ancak sitoplazma bölünmesinin tamamlanmadığı hücre. Şizogoninin oluştuğu çekirdek bölünmesinin olduğu, ancak sitoplazma bölünmesinin tamamlanmadığı hücre. Coccidia’ların diğer hücrelere giren hareketli merezoitlerinin oluşumunu kapsayan aseksüel evre, meront, agamont. Birgözeli hayvanlardan sporlularda görülen ve konakta birey sayısının çoğalmasını temin eden bir safha.

Proto : Yunanca ilk anlamına gelen ön ek.

Bölün : Bir gazete veya dergide parça parça çıkan ve her parçası bir öncekinin devamı olan yazı.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Konuk : Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.

Çoğa : Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru.

Oldu : Evet. Başüstüne.

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Evre : Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, aşama, safha, merhale.

Bölü : Bölme işlemini gösteren “/” veya “:” işaretlerinin okunuşu, taksim. Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu. Böyle.

 

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Spor : Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Kullanışı rahat, kolay olan. Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde Agamont anlamı nedir?

İngilizce'de Agamont ne demek ? : agamont