Ahdarmah nedir, Ahdarmah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Devşirmek, toplamak.

Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek.

Dolu olan bir şeyi boşaltmak.

Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek.

Aramak, araştırmak, soruşturmak.

Arayıp bulmak.

Çağırmak: Ahmedi ahdar, buraya gelsin.

Tarlayı ilk defa sürmek.

Tarlayı ikinci veya üçüncü defa sürmek.

Baştan sona okumak, hatim etmek.

Ahdarmah anlamı, kısaca tanımı

Ahda : İğdiş edilmiş erkek hayvan. İşe yaramaz. Akdağ (Yozgat)

Karıştırmak : Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

Baştan sona : Daima, her zaman. Tamamen, tamamıyla.

Soruşturmak : Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak.

Soruşturma : Soruşturmak işi. Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat.

Karıştırma : Karıştırmak işi.

Araştırmak : Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

 

Hatmetmek : Kur'an'ın tamamını okumak. Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak. Sona erdirmek, bitirmek.

Araştırma : Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

Devşirmek : Bir araya getirmek, derlemek, toplamak. Katlamak, düzgün duruma getirmek.

Boşaltmak : Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.

Çevirmek : Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

Çağırmak : Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.

Bitirmek : Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

 

Karıştır : Karıştırmak.

Devşirme : Devşirmek işi. Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi. Toplanmış, bir araya getirilmiş. Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk.

Boşaltma : Boşaltmak işi.

Hatmetme : Hatmetmek işi.

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Diğer dillerde Ağırlıklı ortalama anlamı nedir?

İngilizce'de Ağırlıklı ortalama ne demek ? : weighted mean, weighted average