Alakalanmak nedir, Alakalanmak ne demek

Alakalanmak anlamı, tanımı:

Alakalanma : Alakalanmak işi, ilgilenme.

Alaka : Gönül bağı. İlgi.

İlgilenmek : Birine karşı yakınlık duymak. Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak. Görev gereği bir sorumluluğu yerine getirmek. İlgi göstermek, alakalanmak. Bir şeyi çekici bulmak. Ağırlamak. Bir şeye karşı merak duymak. Bakmak.

Gönül : İstek, arzu. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.

Bağlamak : Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Geçişi engellemek. Anlaşma yapmak. Denk yapmak, paket yapmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Gönlünü kazanmak. Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Uyulması zorunlu olmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Düğümlemek.

Yakınlık : Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi. Yakın olma durumu.

Duymak : İşitmek, ses almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.

 

Çekici : Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt. Alımlı.

Gelme : Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

Bir : Tek. Bir kez. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bu sayı kadar olan.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kadar olmak. Katılmak, eklenmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Mal olmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Çıkmak, yönelmek. Biriyle birlikte gitmek. Türemek. Sonuç çıkmak. Görünmek, sanılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Getirmek. Uymak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Belli bir zamana ulaşmak. Belli bir süre dolmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. İzlemek, takip etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Olmak, -e uğramak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Düşmek, rast gelmek. Uygun düşmek. Herhangi bir sırada bulunmak. İsabet etmek. Akmak. Dayanmak, tahammül etmek. Başlamak, ortaya çıkmak.

 

Zevk : Tat, lezzet. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Eğlence.

Almak : Yolmak, koparmak. Gidermek, yok etmek. İçine sığmak. Çalmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Örtmek, koymak. Sürükleyip götürmek. Göreve, işe başlatmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. Yer değiştirmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Satın almak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Kısaltmak, eksiltmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Erkek, kadınla evlenmek. Kazanç sağlamak. Görevden, işten çekmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Soldurmak. Kazanmak, elde etmek. Kabul etmek. Ele geçirmek, fethetmek. Tat veya koku duymak. Temizlemek. Yol gitmek, mesafe katetmek. İçecek veya sigara içmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Birlikte götürmek. Başlamak. İçeri girmesini sağlamak. Yutmak, kullanmak. İçeri sızmak, içine çekmek.

Diğer dillerde Alakalanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Alakalanmak ne demek? : /la/ 1. to show interest (in), be interested (in). 2. to feel romantically inclined towards, feel a romantic inclination for (someone).

Almanca'da Alakalanmak : sich interessieren