Ambience türkçesi Ambience nedir

Ambience ile ilgili cümleler

English: It is a terrible ambience.
Turkish: Bu berbat bir ambiyans.

Ambience ingilizcede ne demek, Ambience nerede nasıl kullanılır?

Ambiences : Hava. Muhit. Atmosfer. Çevre. Ambians. Çevresel özellik. Ambiyans. Ortam.

Ambient : Çevresel. Ortama ait. Ortam. Yerel (ısı veya basınç). Çevreyi saran. Kuşatan. Çevre. Yakın civar. Ambiyant. Çevredeki.

Ambient air : Bir bölgenin havası. Çevreleyen hava. Ortam havası. Dış hava. Atmosfer. Çevre havası.

Ambient air humidity : Ortam havası nemi. Çevre havası nemi.

Ambient dose : Çevre dozu. Yerleşim alanındaki bir noktada, yumuşak dokuyla soğrulan dozun dozölçerle ölçülen eşdeğeri.

Ambient temperature : Uçun ya da sıvı bir ortamın sıcaklığı. Çevre sıcaklığı. Ortam sıcaklığı. Ortamsal sıcaklık. Çevre ısısı. Ortam ısısı.

Ambient dose rate : Çevre doz debisi. Yerleşim alanındaki bir noktada, yumuşak dokuyla soğrulan dozun dozölçerle ölçülen eşdeğer debisi.

Ambient noise : Ortamsal gürültü. Dış gürültü. Çevre gürültüsü. Ortam gürültüsü. Bozucu gürültü.

Ambient lighting : Yumuşak aydınlatma. Çevre ışığı. Görünçlüğün dağınık ışıkla aydınlatılması. Sinema salonunda gösterim sırasındaki aydınlatma. tv. televizyon izlenirken göz sağlığı için gerekli oda aydınlatması. Ortamsal ışık. Çevre aydınlığı. Ortam ışığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dağınık aydınlatma.

 

Ambient radiation : Ölçüm ve belirleme dışı kalan doğal ya da yapay kökenli ışınım. Ortam ışınımı.

İngilizce Ambience Türkçe anlamı, Ambience eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ambience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Miasma : Mikroplu hava. Pis hava. Tehlikeli. Zehirli. Miyasma. Miazma. Pis ve zehirli hava.

Ambients : Çevreleyen. Ortama ait. Yerel (ısı veya basınç). Yakın civar. Çevredeki. Çevresel. Ambiyant. Kuşatan.

Circles : Dönmek. Çark etmek. Edvar. Etrafını dolaşmak. Çevrelemek. Kuşatmak.

Atmosphere : Dramatik durumu, karakterler, konuşma, dekor, giyim-kuşam, ışık, müzik aracılığıyla bir oyunun özelliğini, tinsel iklimini ortaya çıkaran öğe. Havaküre. Havayuvar. Yaratılan hava. Dramatik durumun tinsel iklimini ortaya çıkaran öğe. bu, kişiler, konuşmalar, dekor, giysi, donatımlıklar, sahne eşyaları, ışıklama, müzik ve benzeri öğelerin yardımıyla elde edilir. Yeryuvarı çevreleyen gaz karışımı. Gazyuvarı.

Aethers : Eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde. Esir. Lokman ruhu. Lokmanruhu. Gökyüzü. Eter.

Spirit : Kesilen kurbanın ruhunun koruyucu bir görev üstleneceğine ilişkin yaygın halk inancı, krş. konut kurbanı. İçilmemesi amacıyla içine uygun katkılar eklenmiş etil alkolün halk dilindeki adı. Önder. Gizlice kaçırmak. Canlandırmak. Can. İspirto. Örnek insan. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Neşelendirmek.

 

Context : Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için işletim dizgesinin sağladığı ortam. İçerik. Genel durum. Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal, kavramsal ya da dizgesel çerçeve. Bir cümlede, bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için, kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün. söz gelişi baş kelimesi dün başım çok ağrıyordu ibaresinde «insan başı» anlamına geldiği halde, kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde «kumaşın uçları», havuz başı, ocak başı, mangal başı sözlerinde «bir şeyin yakını, çevresi», başı çekmek deyiminde «bir işe önayak olmak, öncülük etmek»; her işin başı sağlıktır cümlesinde «esas, temel»; söz başı, ay başı, yıl başı kelime gruplarında «başlangıç», bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise «hakim olamama, disiplin altına alamama» anlamlarını vermektedir. baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları, ancak, o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün, yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir. Kaynak. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Şartlar. Kontekst.

Feel : Dokunma hissi. His. Hissetme. Görünmek. Duymak. Gibi gelmek. Sezgi. Sezinlemek. Anlamak. Yoklamak.

Contexts : Kontekst. Genel durum. Şartlar. Bağlam. Kaynak. İçerik. Durum. Sözün gelişi.

Aureoles : Hale. Işık halkası. Ayla. Ağıl.

Ambience synonyms : genius loci, circumferences, ambiences, auras, surround, atmospheric, airs, aromas, surroundings, environment, smell, aureolas, aerial, environs, miasm, climates, aura, circuit, gloominess, atmospheric air, girthing, look, tone, aether, glumness, connexion, aeros, aureole, gloom, entourage, status, girthed, atmospheres.