Atağan nedir, Atağan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Öğünen, atıp tutan.

Kızak kayılan yerde çocukların kardan yaptıkları yükseklik.

Abartıcı, yalancı.

Atağan anlamı, tanımı

Atağa : Baştan savma

Yükseklik : Yüksek olma durumu. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık. Yükselti. Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.

Yüksekli : Nevşehir ili, Gümüşkent bucağına bağlı bir bölge.

Abartıcı : Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.

Yalancı : Yalan söylemeyi huy edinmiş olan kimse. Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş.

Abartı : Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

Kardan : Kar gibi, ak, beyaz, temiz, saf.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Öğüne : Önce, ilkönce, başta.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

 

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

Karda : Yayla : Hayvanları kardaya çıkardık.

Kızak : Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.

Öğün : Kez, defa. Yemek vakti. Bir vakitte yenilen yemek.

Tuta : 1.Karadut. 2.El ile meyve toplama işi ya da el ile toplanmış meyve : Bu elmalar tuta mıdır?. Meyveleri elle toplama. [Bakınız: duta]. [Bakınız: dutarık].

Abar : Şaşma ve korku ünlemi.

Kayı : Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Çocu : Çocuğu.

Diğer dillerde Ataerkil düzen anlamı nedir?

İngilizce'de Ataerkil düzen ne demek ? : patriarchy