Attend school türkçesi Attend school nedir

Attend school ile ilgili cümleler

English: She cannot attend school on account of illness.
Turkish: O, hastalığı yüzünden okula gidemiyor.

Attend school ingilizcede ne demek, Attend school nerede nasıl kullanılır?

Attend : Hizmet etmek. Dikkatini vermek. Devam etmek. İlgilenmek. Dinlemek. Bulunmak. Eşlik etmek. Kulak vermek. Katılmak. Hazır bulunmak.

School : Eğitim, tiyatro alanlarında kullanılır. Okutmak. Sürü halinde yüzmek (balık). Ders vermek. Birdem. Terbiye etmek. Mektep. Okul binası. Bilimyurdu. Okul.

Attend a meeting : Bir toplanmaya veya konferansa katılma. Bir toplantıya katılma.

Attend on : Bakmak. Hizmet etmek. İlgilenmek.

Attend on somebody : Refakat etmek.

Attend to : Dikkat etmek. Mukayyet olmak. Uğraşmak. Bakmak. Meşgul olmak. İlgilenmek.

İngilizce Attend school Türkçe anlamı, Attend school eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Attend school ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Employment : İşe alma. İşlendirme. Hizmet. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İstihdam. Görevlendirme. Geniş anlamda üretim faktörlerinin, dar anlamda ise emeğin üretim sürecinde kullanılması. İş alma. Görev.

Read : Kaydetmek. Okumak. Göstermek. Okuluna gitmek. Yorumlamak. Bakıp anlamak. Çözmek. Sökmek. Okunmak. Kıraat etmek.

 

Labour : Emek harcamak. Emek. Doğum sancısı. Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan beden ve/veya beyin gücü. ä°şçi partisi üyesi. Çaba harcamak. İşçi sınıfı. İş gücü. Boğuşmak.

Operation : İşleyiş. Harekat. Hüküm. İşlem. Bir ya da birkaç işlenen üzerinde, belirli bir sonuç elde etmek üzere uygulanan herhangi bir eylem. bk. işleç, işlenen, komut. İş. Etkinlik. Yürürlük. İşleme. Çalıştırma.

Readout : Dışa okuma. Dışarıya okuma.

Actions : Eylem. Amal. İcraat. Amel. Davranış. Eylemler. Çarpışma. Etkileme. Etki.

Drive : Tenis, bilgisayar, bilişim, eğitim, gitar, basketbol, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Örgenin kendi denetimi dışındaki etkenlerce, sonuçlarını öngörmeden davranmaya zorlandığı bir güdülenim biçimi. Hareket ettirmek. Uzun vuruş. Dalış. Çakmak. Sokmak. Kovalamak. Topu genellikle arka çizgi yakınlarına düşürecek biçimde ve topa gidiş yönünde bir dönme hareketi vererek yapılan vuruş.

Reading : Konferans. Bir bellekten, bir veri ortamından ya da bir başka kaynaktan verileri elde etme. dış bellekten bir yazmaca, ana belleğe girdi olarak veri aktarma. Ölçüm (göstergede). Bilişim, hukuk alanlarında kullanılır. Okunuş. Yorum. Okumuşluk. Kanaat. Bilgililik.

Motion : İşleme. Önerge. Hareket ettirmek. Toplumdaki nesne ve olayların temel özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin tümü. Hareket. İşaret. Kımıltı. Güdü. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. El ile işaret etmek.

Attend school synonyms : job of work, readings, reproduction, labor, endeavoring, perusal, readouts, movement, labours, gears, endeavouring, gear, perusals, action.