Azot nedir, Azot ne demek

Azot; bir kimya terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element, nitrojen (simgesi N)

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Atom ağırlığı 14,0067, atom numarası 7, kimyasal simgesi N olan, hava hacminin % 80’ini, canlı organizmanın protein maddelerinin % 16’sını oluşturan renksiz ve kokusuz bir gaz, nitrojen.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Atmosferde % 80 oranında bulunan, kimyasal simgesi N olan, renksiz, kokusuz ve lezzetsiz çift atomlu soy gaz, nitrojen. Protein, nükleik asit gibi bazı önemli moleküllerin yapısında yer alarak hücrenin yaşamasında önemli rol oynar.

Bilimsel terim anlamı:

Fırın atmosferlerinde çok kullanılan, kokusuz, dingin bir gazın elementi. A. A. 14.00, A. S. 7.

İngilizce'de Azot ne demek? Azot ingilizcesi nedir?:

nitrogen, azote

Fransızca'da Azot ne demek?:

azote

Azot hakkında bilgiler

Azot veya nitrojen, periyodik cetvelde N simgesi ile gösterilen bir element olup atom numarası 7'dir. Renksiz, kokusuz, tatsız ve atıl bir gazdır. Azot, dünya atmosferinin yaklaşık %78'ini oluşturur ve tüm canlı dokularında bulunur. Azot ayrıca, amino asit, amonyak, nitrik asit, ve siyanür gibi önemli bileşikler de oluşturur.

 

Azotun 1772'de, onu zehirli hava veya sabit hava olarak adlandıran Daniel Rutherford tarafından resmen keşfedildiği kabul edilir. Havayı oluşturan maddelerden birinin yanma olayında yer almadığı, Rutherford tarafından biliniyordu. Azot, yaklaşık aynı tarihlerde Carl Wilhelm Scheele, Henry Cavendish, ve Joseph Priestley tarafından da araştırılmaktaydı. Antoine Lavoisier de azotu, Yunanca αζωτος (azotos) "cansız" anlamına gelen azote olarak adlandırmıştı. Azot için kullanılan diğer sözcük, nitrogène, 1790 yılında Fransız kimyager Jean Antoine Chaptal tarafından, Yunanca "sodyum karbonat" anlamına gelen nitron ile, Fransızca "üreten" anlamına gelen ve yine Yunanca kökenli gène sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. Bu sözcük İngilizcede kullanılır oldu ve sonraları pek çok dile girdi.

Azot bileşikleri orta çağlarda biliniyordu. Simyacılar, nitrik asidi aqua fortis olarak biliyorlardı. Metallerin kralı adı verilen altını çözebilen karışım olması dolayısıyla, nitrik asit ve hidroklorik asit karışımı; aqua regia (asil su) olarak biliniyordu. Azot bileşiklerinin ilk endüstriyel ve zirai kullanımı; güherçile (sodyum veya potasyum nitrat) ve kısmen de barut yapımı şeklinde oldu. Daha sonraları da gübre ve kimyasal hammadde olarak kullanıldı.

Azot endüstriyel anlamda, sıvı hava`nın kısmi distilasyonu ile ya da gaz halindeki havadan mekanik olarak (basınçlı ters osmoz yöntemi) elde edilir. Azot, hayvan dışkılarının, üre ve ürik asit halinde büyük kısmını oluşturur. Moleküler azot, büyük oranda Satürn'ün Ay'ı Titan'ın atmosferinde bulunur. Ayrıca, yıldızlar arası uzayda da varlığı David Knauth ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalarla saptanmıştır.

 

Azot tanımı, anlamı:

Atom : Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık.

Numara : Hile, düzen, dalavere, yalan. Eğlendirici oyunlardan her biri. Ölçü. Öğrenciye verilen not. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam.

Hava : Çevreyi kuşatan boşluk. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Müzik parçalarında tür. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Tarz, üslup. Keyif, âlem. Çekicilik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Esinti. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Gökyüzü.

Oran : Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo.

Element : Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde.

Azotölçer : Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt, azotometre.

Azotlama : Azotlamak işi. Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme.

Azotlamak : Azotla karıştırmak veya birleştirmek.

Azotlu : İçinde azot bulunan.

Azotometre : Azotölçer.

Dört : Dört sayısının adı. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı. Üçten bir artık.

Koku : Güzel kokmak için sürülen esans. Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu. Belirti, işaret.

Nitrojen : Azot.

Periyodik : Süreli yayın. Süreli.

Cetvel : Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç, çizgilik. Liste, çizelge.

Simge : Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.

Azot atmosferi : Azot gazı kullanılarak hazırlanmış fırın atmosferi.

Azot bakterisi : Amonyağı nitritlere ve nitritieri nitratlara oksitleyen bakteri. Amonyağı nitritlere ve nitritleri de nitratlara oksitleyen bakteri. Amonyağı nitritlere ve nitritleri nitratlara oksitleyen bakteri.

Azot bilançosu : Azot dengesi.

Azot dengesi : Vücutta azot alınması ve çıkarılmasının dengede olma durumu. Vücuttaki azot alımı ve atımının dengede olma durumu. Gıdalarla alınan azot miktarıyla idrar ve dışkıyla atılan azot miktarı arasındaki fark, nitrojen balansı. Gübredeki azot ve idrardaki azotun tüketilen yemdeki azottan çıkarılarak elde edilen bir değer, azot bilançosu.

Azot devri : Azotun atmosfer ile biyosfer arasında dolaşması olayı. Atmosferdeki azot elementinin bazı toprak ve su mikroorganizmaları tarafından inorganik azotlu bileşiklere çevirilmesiyle başlayan, daha sonra bu bileşiklerin diğer canlı organizmalar tarafından kullanılması, dokularda kompleks organik moleküllere girmesi, mantar ve bakterilerle parçalanması (nitrifikasyon) ve amonyak, nitrit ve nitrat oluşması, bitkiler tarafından kullanılan azot elementine dönüştürülerek atmosfere verilmesiyle devam eden azotun sürekli devri.

Azot döngüsü : Azotun doğadaki döngüsü. Organizmada proteinlerin yapılarında meydana gelen değişiklikler veya proteinlerin oksidasyon sonucu yıkımlanmasıyla amino asitler, nitrit ve amonyak oluşması.

Azot eğimi : Özellikle nitrürlemeden sonra, çeliğin bileşimindeki azotun yüzeyden içeriye doğru azalma ölçüsü.

Azot fiksasyonu : Atmosferdeki elemental azotun (N2), azot kullanan bakterilerce indirgenmiş forma dönüştürülmesi.

Azot katma : 1.Azotla birleştirme. 2.Azotlu bileşiklerle doyurma işlemi.

Azot protoksit : Gaz durumundaki genel anesteziklerden biri, güldürücü gaz.

Diğer dillerde Azot anlamı nedir?

İngilizce'de Azot ne demek? : adj. nitrogenous, of or containing or related to nitrogen

n. azote, nitrogen (Chemistry)

Fransızca'da Azot : azote [le]

Almanca'da Azot : n. Stickstoff

Rusça'da Azot : n. азот (M)