Bırak yapsın nedir, Bırak yapsın ne demek
Bırak yapsın; Psikoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.
Psikoloji'deki anlamı:
Önderin, yönettiği küme ya da topluma yol göstermek, karışmak ya da kılavuzluk yapmakta çekingenlik göstermesi.
Bırak yapsın anlamı, tanımı
Bıra : Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura
Bırak yapsın ortamı : Önderin, ilişkili bulunduğu küme ya da toplumun etkinliklerini yönetirken, komut vermek ve bu etkinliklere karışmaktan kaçındığı ortam.
Çekingenlik : Çekingen olma durumu.
Kılavuzluk : Kılavuz olma durumu veya kılavuzun işi, rehberlik. Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi. Bireyleri ilgi, anıklık ve yeteneklerine en uygun etkinliklere yöneltmek amacıyla uzmanlarca yapılan düzenli ve sürekli yardım. Öğrencilerin bağımsız birer kişilik kazanmalarını amaç edinen düzenli ve sürekli yol gösterme etkinliği. Kişiye, özellikle okul çalışmalarında ya da işinde kendisine en çok yarar, olanak sağlayabilecek etkinlikleri seçmesinde yardımcı olup yol gösterme.
Kılavuzlu : Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Asarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tekirdağ kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Göstermek : Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.
Karışmak : İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.
Çekingen : Her şeyden çekinen, ürkek, tutuk (kimse), muhteriz.
Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.
Yönetti : Düzlemdeki bir doğru için, bu doğrunun eğim açısı. Uzaydaki bir doğru için, eksenlerin artı yönleriyle doğru arasındaki açılardan her biri. Bir eğri için, eğrinin teğetinin yöneltisi.
Karışma : Karışmak işi. Düzeni bozulma. Engelleme, araya girme, müdahale.
Kılavuz : Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
Çekinge : Kaçınma, sakınca: Çekingeli davrandı.
Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.
Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.
Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.
Yönet : Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. [Bakınız: yönelge]. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
Çekin : Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse. Omuz. Öğeciğin ağırlığını veren artı yüklü özek taneciği. A kütle numarası, Z öğecik numarası ve çekirdeksel erkesi ile belirlenen bir öğecik çekirdeği ya da belirli bir yerdeşi.
Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).
Kılav : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için). Yerli yerinde, düzenli. Düzeltme, çeki düzen verme işi, cila. Korku. Öfke. 3.Dikkat. Bağırıp çağırma, uyarma. Dinçlik, beden sağlığı, neşe. Yarış. Keçe. Süs, boya, cila. Keskin.
Diğer dillerde Bırak yapsın anlamı nedir?
Fransızca'da Bırak yapsın nedir ? : laissez faire

Bu kısımda Bırak yapsın nedir? Bırak yapsın ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bırak yapsın tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bırak yapsın hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.