Bank of türkçesi Bank of nedir
- Öbek.
Bank of ile ilgili cümleler
English: His house is on the bank of the river.
Turkish: Onun evi nehrin kıyısında.
English: He is a clerk at the Bank of Washington.
Turkish: O, Washington Bankasında bir memur.
English: My house is on the south bank of the Thames.
Turkish: Evim Thames'in güney kıyısında.
English: Gangsters robbed a bank of thousands of dollars.
Turkish: Haydutlar bir bankadan binlerce dolar soydu.
English: He applied for a job with the Bank of Tokyo.
Turkish: Tokyo bankası'nda bir işe başvurdum
Bank of ingilizcede ne demek, Bank of nerede nasıl kullanılır?
Bank : Bilgisayar, coğrafya, iktisat, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. İşlevlerine göre merkez bankası, kalkınma ve yatırım bankası ve ticari banka; sermaye yapısına göre ise kamu bankası, özel banka ve yabancı banka biçiminde sınıflandırılan ve yasa veya izinle kurulabilen finansal aracı kurum. Yokuş. Küme. Kara sahanlıklarında görülen, alanları ve biçimleriyle ayrımlı, derinlikleri genellikle 5-20 m. arasında değişen, balık bakımından zengin sığlıklara verilen ad. Sıra. Sığdip. Tuş arası (müzik terimi). Kümelenmek. Akarsu kıyısı.
Of : -den övünerek bahsetmek. -li. -in. Hakkında. -den. Den. -nın. Yüzünden. Nin. In.
Bank of america : Öncü bir amerikan ticari bankası (merkezi san francisco'dadır). Amerika bankası.
Bank of capacitors : Sığaç grubu.
Bank of england : İngiltere merkez bankası. İngiliz merkez bankası. 1694 yılında bir grup özel banker tarafından kurulan, daha sonra 1946 yılında ingiliz parlamentosu tarafından millileştirilen merkez bankası. İngiltere bankası.
Bank of keys : Klavye.
Bank of issue : Emisyon bankası. İhraç bankası. Sürüm bankası. Kağıt para çıkarmağa yetkisi olan ayrıcalı banka. Para yerine geçen banknot çıkaran banka. Kağıt para çıkarma ayrıcalığı olan banka. Merkez bankası. Tedavül bankası. Para çıkarma bankası.
İngilizce Bank of Türkçe anlamı, Bank of eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bank of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Population : Populasyon. Yığılım. Çoğa. Kütle. Belli bir ülkede yaşayan, aralarında belirli toplumsal-ekonomik ilişkiler bulunan insanların tümü. Var olan şeylerin insan zekasıyle kavranabilen bütünü ve özellikle gök varlıklarının tümü. sayılama bakımından gözlenebilir durumda olan ve birtakım ortak özellikler taşıyan birey ya da nesnelerden oluşan kümeye verilen ad. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk. Belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk, toplum, evren, ana yığın, popülasyon. Popülasyon.
Lumps : Yumru. Ahmak. Şişlik. Topak. Parça. Topaklar. Öbekler. Yığın.
Heaps : Çok. Tepeleme doldurmak. Ağzına kabar doldurmak. Yüklemek. Etek dolusu.
Set : Göstermek. Yapmacık. Kurulmuş. Değişmez. Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. Küme. Azimli. Koyulaştırmak. Bir odayı ya da kapalı bir alanı gösteren dekor.
Mounded : Yığın. Tümsek. Höyük. Tepecik. Toprak yığını. Tepecikler yapmak. Toprak set. Dağ. Tümsek yapmak.
Group : Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb. Türkümlere ayırmak. Gruplandırmak. Grup. Gruplara ayırmak. Sınıflandırmak. Eğitim, fizik, kimya, gramer, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Gruplara ayrılmak.
Mound : Tepecik. Tepe. Tümsek. Toprak yığını. Tümsek yapmak. Tepecikler yapmak. Yığın. Dağ. Toprak set.
Block : Engellemek. Tıkamak. Deneysel tasarımda amacı, konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek, böylece hatayı azaltmak olan, deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Durdurmak. Bloke etmek. Duvar. Kalıplamak. Işık ve elektron mikroskobunda incelemek üzere yumuşak biyolojik dokuların ince kesitlerinin alınabilmesi için tespit, suyunu alma vb. gibi çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra parafin, epon, araldit vb. gibi maddeler içinde hazırlanan kalıpları. Kütle.
Tuft : Perçem. Küme. Demet. Tutam (saç). Sorguç (kuşun tepesindeki). Kümelemek. Tepe. Püskül. Sıklık. Sorguç.
Mounding : Tepe. Tepecik. Toprak set. Höyük. Dağ. Toprak yığını. Tümsek yapmak. Yığın. Tümsek.
Bank of synonyms : lump, cumulation, phrasal, heap, block quantization.

Bu kısımda Bank of kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bank of ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bank of anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bank of ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.