Basara nedir, Basara ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İskambil kâğıdı ile oynanan ve pişti de denilen oyun.

Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme.

Basara ile ilgili Cümleler

  • O ayaklarının ucuna basarak yürüdü bu yüzden onu hiç kimse duymadı.
  • Ali parmak uçlarına basarak odadan çıktı.
  • Ali parmak uçlarına basarak odaya girdi.
  • Ali sessizce elbiselerini giydi ve ayak uçlarına basarak odadan çıktı.
  • Ali sessizce kapıyı kapattı ve parmak uçlarına basarak odaya girdi.
  • Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.

Basara kısaca anlamı, tanımı

Basa : Fazla, baskın, üstün: Yemeğe yağı kısa, tuzu basa koy. Arkasından, hemen sonra: Ahmedin izi basa ben de geldim. Fazla, üstün, baskın. Arka

Basar : Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

Basara parmak : İşaret parmağı.

Basarağını bağlasın : Allah gözlerini bağlasın anlamında ilenç.

Basarak : Görme kuvveti.

İskambil kağıdı : İskambil.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

İskambil : Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı. Bu kart destesiyle oynanan oyun. Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste.

 

Külleme : Küllemek işi. Bir mantarın yaptığı bağ hastalığı.

Hastalı : Hastalıklı.

Bağlar : Yapısındaki eksiciklerle öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendirme niteliğinde olan. Diyarbakır kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan ilinde, Tanyeri bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Hakkâri şehri, Şemdinli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Muş ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Bostan : Sebze bahçesi. Kavun, karpuz tarlası. Kavun ve karpuza verilen ortak ad.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Pişti : Bir tür iskambil oyunu, pastra.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Veren : Yokuş. Çürük, yıkılmış, çökmüş yapı ve benzerleri için.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Külle : Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Hayvanın başı ile vuruşu, tos. Yaz mevsiminde evlerin damına dört direk çakıp çevresine kumaş sararak yatılan yer. Uçan çekirge. Tandırın hava deliği. Mutbak ocaklarında bulunan ön havalandırma deliği. (Yenikent Aksaray Niğde).

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

 

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Diğer dillerde Basamaklı tiyatro anlamı nedir?

İngilizce'de Basamaklı tiyatro ne demek ? : amphitheatre, amphitheater