İskambil nedir, İskambil ne demek

  • Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart, oyun kâğıdı
  • Bu kart destesiyle oynanan oyun.
  • Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste.

"İskambil" ile ilgili cümleler

  • "Sonbahar sonları olduğu için orada ancak iki ihtiyar otçu ile bir bahçıvan iskambil oynuyorlardı." - O. C. Kaygılı

İskambil hakkında bilgiler

İskambil oyunları, genellikle 52 kart içeren standart iskambil kâğıtları destesi veya onun türevleriyle oynanan oyunlardır. Türkiye'de yaygın olmamasına rağmen yabancı ülkelerde biraz daha farklı kartlar içeren tarot destesiyle oynanan iskambil oyunları da vardır.

İskambil destesi üzerinde resim veya sayılar bulunan kartlar içerir.

Her grup içerisinde üzerinde 1 den 10'a kadar bir sayı olan birer kart ve ayrıca birer tane de üzeri resimli "vale" (bacak, jilet vs de denir), "kız" (dam da denir), "papaz" (rua da denir) kartı vardır. Üzerinde sayı olan kartlar "maça ikilisi, sinek yedilisi" gibi adlarla anılırken, üzerinde 1 sayısı olan kartlara "as" demek gelenektir.

Bazı oyunlar için desteye bir veya daha fazla "joker" kartı da eklenir. Joker kullanılan oyunların çoğunda, bu kart destedeki herhangi başka bir kartın işlevini üstlenebilme özelliğiyle öne çıkar.

İskambil ile ilgili Cümleler

 
  • İskambil oynayasım yok.
  • Tek kişilik iskambil oyunu oynamayı severim.
  • Onlar iskambil oynuyor.
  • Ali ve Mary yan odada iskambil oynuyor.
  • İskambil oynamak bir hobidir.
  • İskambil oynamak istemiyorum.
  • Ben iskambil oynamaktan nefret ediyorum.
  • İskambil destesini meşe masaya koy.
  • Ben iskambil oynamam.
  • Eğer iskambil kağıdımız yoksa poker oynayamayız.
  • Kör bir adam iskambil oynayamaz.
  • İskambil kartları dağıt; Tom.
  • İskambil oynamam.

İskambil tanımı, anlamı:

Resim : Açık gösterge, kesin sonuç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç.

Oyun : Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Kumar. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Hile, düzen, desise, entrika. Şaşkınlık uyandırıcı hüner.

 

Tane : Çekirdekli küçük meyve. Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Bazı bitkilerin tohumu.

Deste : Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı.

İskambil kağıdı : İskambil.

İskambil kağıdı gibi devrilmek : Birer birer ve birbiri ardı sıra devrilmek.

Oynama : Oynamak işi.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Standart : Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural. Belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, ölçün, ölçünlü, tek biçim. Belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan, ölçün, ölçünlü. Örnek veya temel olarak alınabilen, ölçün, ölçünlü.

Türev : Yapım ekiyle kurulmuş kelime, müştak: Sev-gi, sev-in-mek, göz-lük gibi. Bir madde üzerinde yapılmış olan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde. Türemiş veya üretilmiş şey. Değişken artması sıfıra giderken, fonksiyonun artmasının değişken artmasına oranının limiti.

Türki : Türkle ilgili. Türkçe.

Yaygın : Herhangi bir bölgede çok görülen, bulunan. Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan. Sınırı genişlemiş.

Yabancı : Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Kart : Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık. Fotoğrafçılıkta 9x12 santimetre boyutlarındaki resim. Oyun kâğıdı. Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne. Düzgün kesilmiş ince karton parçası. Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge. Kartpostal. Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit. Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı.

Diğer dillerde İskambil anlamı nedir?

İngilizce'de İskambil ne demek? : playing card(s); card game; pack/deck of cards

Fransızca'da İskambil : jeu de cartes

Almanca'da İskambil : das Kartenspiel

Rusça'da İskambil : n. игральный: игральная карта (F)

adj. игральный, карточный