Bidik nedir, Bidik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz.

Kaz ve ördek yavrusu.

Köpek, köpek yavrusu.

Keçi yavrusu, oğlak.

Bir parça, azıcık, biraz.

Deve yavrusu, bir aylık deve yavrusu.

[Bakınız: badak].

[Bakınız: bidi].

[Bakınız: badi].

Köpek adı olarak kullanılan ve köpek çağırmaya yarayan ünlem.

[Bakınız: beçik].

Hindi yavrusu.

Tortu.

Muntazam girinti çıkıntılar biçimindeki süs, kertik.

[Bakınız: bucak].

[Bakınız: bitgen].

Yağlı tandır ekmeği.

Son, uç.

Köşe, bucak, uç, açı.

Köpek yavrusu.

Bidik anlamı, kısaca tanımı

Bidi : Köpek, köpek yavrusu. Yumurta. Geveze. Deve yavrusu, bir aylık deve yavrusu. Göz yummaca. Ufak, yavru

Bidiki : Bir parça, azıcık, biraz.

Bidikicik : Bir parça, azıcık, biraz.

Girinti çıkıntı : Bir çubukçizimde sıra ya da dikeç uçlarının oluşturduğu ve ilgili değişkenin çeşitli seçeneklerine göre değişmelerini gösteren iniş-çıkışlar, bk. çizim, çizimleme.

Tandır ekmeği : Tandırda pişirilen ekmek.

Köşe bucak : Her taraf.

Bir parça : Biraz, azıcık, çok az. Kısa bir süre.

Muntazam : Düzgün. Düzenli, sürekli ve düzgün bir biçimde. Düzenli, derli toplu.

Çağırma : Çağırmak işi.

Çıkıntı : Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.

 

Girinti : Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm.

Tıknaz : Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Kertik : Kertilmiş yer, gedik, çentik. Kertilmiş olan.

Tandır : Yere çukur kazılarak yapılmış olan bir fırın türü. Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılmış olan düzen.

Azıcık : Çok az, biraz. (azı'cık) Kısa bir süre.

Bucak : Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.

Yağlı : Üzerinde ya da içinde yağı olan. Yağı çok olan. Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan. Bol ve kolay kazanç sağlayan. Yağla yapılmış. Besili, semiz.

Tortu : Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Diğer dillerde Biçmesel yüzey anlamı nedir?

İngilizce'de Biçmesel yüzey ne demek ? : prismatic surface