Blocade türkçesi Blocade nedir

  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Ekonomik abluka.
  • Kuşatma.
  • Bir ülkenin dışarı ile olan her tür ilişkisini kuşatarak ve zor kullanarak kesme.

Blocade ingilizcede ne demek, Blocade nerede nasıl kullanılır?

Blocage : Abluka. Blokaj.

Dollar bloc : Dolar bloku.

Eastern bloc : Komünist ülkeler birliği. Eski sovyetler birliği ve onun uydu ülkeleri. Doğu bloğu. Doğu bloku.

En bloc : Toptan. Bütün olarak. Bütünüyle.

Trade bloc : Ticaret alanı. Ticaret sahası. Bölge içi ticaretin yoğun olduğu, genellikle tek bir para biriminin yaygın olarak kullanıldığı, vergi, tarife ve ticaret anlaşmalarıyla oluşturulmuş geniş bir serbest ticaret bölgesi.

Bloc : Siyasal parti. Blok. Politikacı grubu. Ülke grubu. Politikacı ya da ülke gurubu. Birlik. Bir amaç için birleşmiş siyasal parti.

Block : Öbek. Kapamak. Kalıplamak. Engellemek. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Kütle. Alıkoymak. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Tıkamak.

 

Block buster : Kuvvetli patlayıcı madde.

Block booking : Toptan kiralama. Blok olarak satınalma. Blok kiralama. Blok rezervasyon veya yer ayırtma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belli filmleri kiralamak isteyen kimsenin, bunlarla birlikte kendi seçmediği ya da nitelikçe öbürlerinden düşük başka filmleri de kiralamak zorunda bırakılmasına dayanan, iyi filmlerle birlikte kötülerini de sürmek için başvurulan yasadışı bir kiralama yöntemi.

Un bloc : Bir blok. Bir parça. Bir birim olarak.

İngilizce Blocade Türkçe anlamı, Blocade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blocade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A priori information : Öncül bilgi.

A error : A-hatası.

Encapsulations : (telekomünikasyon) bir veri yapısının başka birine dahil edilmesi. Kapsüllenme. Muhafaza içine yerleştirme. Tek programda bağımsız olarak çalışması için gerekli tüm yöntemler ve verilerin girilmesi. Kapsüle konulma. Sarma. Kapsülleme. Kapsül içine alma. Giydirme.

Circumscriptions : Sınır. Mıntıka. Etrafını çizme. Çevreleme. Bölge. Çevreleyen yazı (para, mühür). Daire içine alma. Tahdit. Sınırlama.

Blockades : Ablukaya almak. Kuşatmak. Abluka etmek. Abluka altına almak. Blokaj. Abluka altında tutmak. Abluka. Kuşatma altına almak.

Unearth : Gün ışığına çıkarmak. Gün yüzüne çıkarmak. Toprağı kazıp çıkarmak. Meydana çıkarmak. Kazıp çıkarmak. Topraktan çıkarmak. Ortaya çıkarmak. Keşfetmek. Deliğinden çıkarmak.

 

Encircling : Çevirme. Kuşatıcı. Devretme. Etki alanına girme. Dönme. Etrafında dolaşma. İstinga basmak. Kuşatılma. Balık sürülerinin etrafını ağla çevreledikten sonra balıkların kaçmalarını önlemek için ağı alttan büzmek amacıyla istiğna halatının toplanması işlemi.

Aalens linear regression model : Aalen doğrusal bağlaşım modeli.

A posteriori criteria : Ardıl ölçüt.

Military action : Askeri harekat. Askeri hareket.

Blocade synonyms : naval blockade, pinpoint, dig up, encirclements, find, military blockade, blockading, besetting, besiegement, excavate, nail, a posteriori analysis, a level, a posteriori probability, beleaguering, encapsulation, aalen estimator, encirclement, circumscription, action, siege, economic blockade, a priori theoretical criteria, enclosures, a posteriori information, regain, abadir test, abc method, turn up, a b model, besieging, enclosure, blockade.

Blocade zıt anlamlı kelimeler, Blocade kelime anlamı

Lose : Kaybolmak. Kazanamamak. Mahrum etmek. Azıtmak. Yitirmek. Heba etmek. Geri kalmak. Zayi etmek. Şaşırmak. Mağlup olmak.

Stay : Kalma. Önlemek. İkamet etmek. Sürdürüp tamamlamak. Bastırmak (açlığı). Dayanmak. Sabitlemek. Kalmak. Kalma süresi. Geciktirmek.