Bring forward türkçesi Bring forward nedir

  • Teklif etmek.
  • Ortaya atmak.
  • Öne sürmek.
  • Nakletmek (hesap).
  • Arz etmek.
  • İleri sürmek.
  • Arzetmek.
  • İleri almak.
  • Ortaya almak.
  • İleri bir tarihe almak.
  • Erkene almak.
  • Tarihi ileriye almak.
  • Erken tarihe almak.
  • Öne almak.

Bring forward ingilizcede ne demek, Bring forward nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kazandırmak. Kandırmak. Vermek (ceza). Ayıltmak. Getirmek. Neden olmak. İkna etmek. Sebebiyet vermek. Doğurmak. Razı etmek.

Forward : Sunmak. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Yeni adrese göndermek. İleriye yönelik. Öndeki. Göndermek. Yönlendirme yapmak. İleriye doğru. Cüretkar. Gelişmiş.

Bring into the world : Doğurmak. Üretmek. Yaratmak. Babası olmak. Dünyaya getirmek.

Bring a lawsuit : Dava açmak. Mahkeme açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

Bring about : Gerçekleştirmek. Husule getirmek. Doğurmak. Meydana getirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). Ortaya çıkarmak. Neden olmak. İleri sürmek. Sebep olmak. Yol açmak.

İngilizce Bring forward Türkçe anlamı, Bring forward eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring forward ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Asserting : Davacı. Savunmak (hak). Söylemek. İddia etmek. Müddei.

 

Put forward : Sunmak. İddia etmek. Adaylığını koymak. İleri almak (saat). Daha erken bir tarihe almak. Meydana atmak. İleri almak (saati).

Broach : Konuya girmek. Açmak (bir konuyu). Delmek. Şişlemek. Delik açmak. Açmak. Del. Konu açmak. Çekmek.

Preferring : Sunmak. Atamak. Tayin etmek. Üstün tutmak. Yeğ tutmak. Öncelik tanımak. Yeğlemek. Beğenmek. Tercih etmek.

Bring about : Orsa alabanda etmek (gemi). Gerçekleştirmek. Sebep olmak. Doğurmak. Husule getirmek. Neden olmak. Yol açmak. Beraberinde getirmek. Ortaya çıkarmak.

Predated : Önce gelmek. Eski tarihle yazmak. Geçmiş tarihle yazmak. Eski tarih atmak. Erken tarih atmak. Erken bir tarihe almak. Bir belgeye düzenlenme tarihinden önceki tarihi koymak. -den daha önce gelmek.

Centre : Bir merkezde toplanmak. Kemer inşaat desteği. Sente. Santra. Çevresinde dönüp dolaşmak. Ortalamak. Ortaya koymak. Ilımlı kimse. Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş.

Proffer : Önerme. Sunmak (elle). Öneri. Sunmak. Uzatmak. İkram etmek. Önermek. Teklif.

Enounce : Açıkça belirtmek. Resmen ilan etmek. Beyan etmek. Söylemek. İfade etmek. Bildirmek.

Bring forward synonyms : offer an opinion, enounces, avers, offer, propounded, enounced, presented, predate, throw outs, submit, hold up, averring, propound, argues, predating, assert, bring in, carrying over, backdates, bid, antedated, put on, prefer, proposed, throw out, affirms, asserted, carry over, alleging, lodged, moves, make a suggestion, advance.