Bring on türkçesi Bring on nedir

  • Neden olmak.
  • Gelişmesine neden olmak.
  • Gerçekleştirmek.
  • Tartışmak için ortaya bir konu getirmek.
  • İstenmedik bir işe yol açmak.
  • Geliştirmek.
  • Gelişmesini hızlandırmak.
  • Sebep olmak.
  • Ortaya getirmek.

Bring on ile ilgili cümleler

English: I'll bring one more towel.
Turkish: Ben bir tane daha havlu getireceğim.

English: War doesn't bring on peace; on the contrary, it brings pains and grief on both sides.
Turkish: Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o acı ve keder getirir.

Bring on ingilizcede ne demek, Bring on nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kazandırmak. Doğurmak. Razı etmek. Kandırmak. Getirmek. Vermek (ceza). Ayıltmak. Belirtmek. İkna etmek. Neden olmak.

On : Üstünde. Civarında. Çakırkeyif. Makbul. Devrede. Yönünde. E doğru. Yanmak. Olmakta olan.

Bring oneself to : İkna etmek. Kandırmak.

Bring into the world : Doğurmak. Dünyaya getirmek. Babası olmak. Yaratmak. Üretmek.

Bring a lawsuit : Mahkeme açmak. Dava açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

İngilizce Bring on Türkçe anlamı, Bring on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cause : Sebep vermek. Hedef. Meydan vermek. Sebeb. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. İlke. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul.

 

Bring : Belirtmek. Doğurmak. Getirmek. Ayıltmak. Kandırmak. İkna etmek. Razı etmek. Kazandırmak. Sebebiyet vermek. Vermek (ceza).

Begotten : Yaratmak. Babası olmak. Yol açmak. Baba olmuş.

Building up : Övmek. Kuvvetlendirmek. Artırmak. Eksiciklerin üst üste kabuklara konarak oluşturdukları yapı. Göklere çıkarmak. Kurmak. Katyapı. Koloninin gelişimi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Advance : İleri sürmek. İleri gitmek. Avans vermek. İlerletmek. İlerlemek. Öne almak (tarih terimi). Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İlerleme. Öne sürmek. Gelişmek.

Carry into effect : Yürürlüğe sokmak. Uygulamaya koymak. Fiiliyata geçirmek. Yapmak. Uygulamak. Hayata geçirmek.

Beget : Peyda etmek. Babası olmak. Peydahlamak. Yaratmak. Yol açmak. Baba olmak. Vücuda getirmek.

Bring about : Beraberinde getirmek. Meydana getirmek. Yol açmak. Ortaya çıkarmak. Husule getirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). Doğurmak.

Boom : Güm etmek. Çıkış yapmak. Ortaklıktaki darlıktan yararlanarak aşırı kazanç sağlamak için kurulan düzenin ortaya çıkması sonucunda pay ve borç belgiti ederlerinin yükselmesini zorlama. Uğuldamak. Yükselmek. İktisadi dalgalanmanın genişleme aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde artışın olduğu durum. krş. çöküntü. Fırlamak. Gelişmek. Patlama sesi.

Brings : Razı etmek. Vermek (ceza). İkna etmek. Getirmek. Kazandırmak.

Bring on synonyms : inspire, ameliorating, boomed, build, begetting, effectuate, bettering, begot, actualizes, bring forth, carry out, ameliorate, effect, brought, causes, carry through, induces, call forth, actualizing, cause to, incline, civilise, ameliorated, inclines, betters, booms, ameliorates, bring along, achieved, induce, better, effecting, contribute to.