Burdle türkçesi Burdle nedir

Burdle ingilizcede ne demek, Burdle nerede nasıl kullanılır?

Burden : Yük. Sorumluluk. Sıkıntı çektirmek. Sıkıntı vermek. Zorunluluk. Ağırlık. Yüklenmek. Sırtına yüklemek. Yük taşıma. Yüklemek.

Burden costs : Dolaylı giderler.

Burden of proof : İspat mecburiyeti. İspat zorunluluğu. Beyyine külfeti. Kanıtlama zorunluğu. Kanıtlama yükü. Kanıtlama zorunluluğu. Mahkemede görülen bir davada bir tarafın belirli bir konuyu kanıtlama sorumluluğu. İspat yükü. İspat yükümlülüğü. İspat külfeti.

Burden of responsibility : Sorumluluğun ağırlığı. Bir görev veya yükümlülüğün yükü.

Burden rate : Genel masraf oranı. Genel gider oranı.

Burdensomely : Acıklı bir tarzda. Külfetli bir şekilde. Ağır bir biçimde. Kasvetli. Beceriksizce.

Burden with debts : Borç yüklemek.

Burdened : Yüklemek. Yüklenmiş. Sırtına yüklemek. Tahmil edilmiş. Yüklü.

Burden with : Ağırlaştırmak. Bir yük koymak. Sıkmak. Basınç uygulamak. Bunaltmak.

Burdens : Sırtına yüklemek. Yüklemek.

İngilizce Burdle Türkçe anlamı, Burdle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Burdle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wisp : Ufak demet. Küçük süpürge. Belli belirsiz bir şey. Tutam. Deste. Süpürmek. Bağlam. Uzunca birkaç tel (saç). Ufacık şey.

 

Bunches : Çete. Takım. Deste. İki örgü (saç). Hevenk. Grup. Salkım.

Accumulation : Yığma. Birikinti. Biriktirme. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Birikim. Teraküm. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Toplama. Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

Assemblage : Bir araya toplama. Birleştirme. Küme. Montaj. Bir araya toplanma. Meclis. Kalabalık. Toplantı. Toplanma. Toplama.

Bunch : Takım. Toplamak. Dermek. Çete. Bağlam. Deste. Bir araya toplanmak. Deste yapmak. Toplanmak.

Bundle : Çıkın. Sarmak. Yığın. Bir yığın. Tomar. Paket. Bohça. Toplamak. Palas pandıras yollamak.

Bundles : Deste. Çok para. Desteler. Bohça. Yığın. Tomar. Yığınlar. Çıkın.

Corymbs : Korimb. Salkım.

Collection : Cibayet. Bilişim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Biriktiri. Tecimsel bir belgitte, bir arıtma belgitinde ya da bir başka ödeme belgitinde yazılı paranın alınması, para alma. Koleksiyon. Posta kutusunu boşaltma. Derlem. Para toplama. Tahsilat. Tabaka.

Flock : Sürü halinde hareket etmek. Sürü halinde toplanmak. Kalabalıklaşmak. Yün yumağı. Yün kırpıntısı. Yığın. Sürümek. Yün tozu. Sürü. Tiftiklenmiş yünle kaplamak.

Burdle synonyms : huddle together, clump, constellate, bouquet, parcel, collation, corymb, package, packet, collations, faggots, clusters, bouquets, cluster, aggregation, beam, faggot.

 

Burdle zıt anlamlı kelimeler, Burdle kelime anlamı

Achromatic : Renksiz. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Perdesi değişmeyen. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksemez. Akromatik.

Unpack : Ambalajından çıkarmak. Açma. Açmak. Paket çözmek. Ambalajdan çıkarmak. Paketi açmak. Bavuldan çıkarmak. Açmak (paket vb). Açıp boşaltmak (bavul vb'ni).