Clubber türkçesi Clubber nedir

  • Parti insanı.

Clubber ingilizcede ne demek, Clubber nerede nasıl kullanılır?

Clubbers : Parti insanı.

Nightclubber : Gece kulüplerini seven ve orada çok vakit geçiren kimse. Gece hayatını seven kimse.

Clubbed : Toplamak. Toplanmak. Ortak olmak. Dövmek. Katılmak. Ortakça yatırmak. Sopalamak. Dipçiklemek.

Clubbable : Kulüp ile ilgili. Sosyal. Girgin. Girişken. Kulüp üyeliğine layık.

Clubbing : Parmak çomaklaşması. Klabing (clubbing). Çomak parmak. Gece kulübünden gece kulübüne gitme (argo terim). Parmağın çomaklaşması.

Club fee : Kulüp aidatı.

Club member : Bir kulübe ait kimse. Kulüp üyesi. Grup üyesi.

Clubbish : Aşırı sosyal kimse.

Club moss : Kurtayağı.

Club foot : Yumru ayak.

İngilizce Clubber Türkçe anlamı, Clubber eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clubber ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Skin : Cezalandırmak. Deri. Bir hayvan ya da bitkinin vücudunu, meyvenin, tohumun üzerini örten en dış örtü. omurgasız hayvanlarda silindir biçiminde hücrelerden oluşmuş epidermisten, memelilerde keratinli çok tabakalı yassı epitel kapsayan epidermis ile bağ dokusunca zengin dermiş tabakalarından oluşur. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Sıyırıp çıkarmak. Kabuğunu soymak. Kazıklamak. Kabuk. Ten. Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman.

 

Climb : Güçlükle çıkmak. Yokuş. Tırmanış. Yükselmek. Tırmanma. Çıkmak. Sarılarak tırmanmak. Aşama kaydetmek. Tırmanmak.

Clump : Ayakkabı pençesi (kalın). Ağır adımlarla yürümek. Ayak sesi. Ağır ve gürültülü adımlarla yürümek. Kümeye eklemek. Yığın. Küme. Grup. Ağır ağır atılan adımların sesi. Tok ses.

Bunch : Bir araya toplamak. Bir araya toplanmak. Bağlam. Deste yapmak. Salkım. Toplanmak. Deste. Türküm. Grup. Çete.

Shin : Bacak. Şin. Kavalkemiği. Butan'da yaşayan etnik bir grup. İncik kemiği. Öne fırlamak. İncik. Koşmak. Brokpa. Tırmanmak.

Scramble : Yağda pişirmek. Çabalamak. Kapışmak. Çekişme. Tırmanma. Uğraşmak. Yumurtanın akıyla sarısını karıştırarak pişirmek. Sürünerek ilerlemek. Çekişmek. Mücadele vermek.

Struggle : Uğraşmak. Çabalama. Çırpınmak. Gayret. Dövüşmek. Çabalamak. Boğuşmak. Savaşmak. Cebelleşmek. Çalışmak.

Clustering : Salkımlama. Kümelenme. Kümeleyen. Gruplaştırma. Bir dizi benzer şeyi gruplandırma. Bir açıkuçlu soruya alınan değişik yanıtların kavramsal ilişkilerine göre anlamlı yanıt kümelerine ayrılması. Örnek birim geliştirme. Kümeleme.

Knot : Dolaşmak. Düğümlemek. Dolaştırmak. İnsan kümesi. Kanut kuşu. Düğüm. Deniz mili. Düğüm atmak. İlmek. Karmakarışık etmek.

Clubber synonyms : swad, clubbers, tuft, tussock, agglomeration, sputter, shinny.

Clubber zıt anlamlı kelimeler, Clubber kelime anlamı

Laugh : Kahkaha atmak. Gülerek neden olmak. Hande. Gülüş. Gülme. Gülmek. Sevinmek. Gülüşme. Eğlenmek. Kahkahayla gülmek.

Estivate : Yaz uykusu yapan. Yaz uykusuna yatmak. Yaz uykusu yapmak. Yaz mevsimini geçirmek. Yaz aylarında hareketsiz veya pasif olmak (zooloji). Yazı belirli bir yerde geçirmek (ayrıca aestivate).

 

Wake : Dümen suyu. Harekete geçirmek. Rüzgar çıkması. Kaldırmak. Sabahlamak. Sabahlama. Uyandırmak. Geminin suda bıraktığı iz. Canlanmak. Gözünü açmak.

Clubber antonyms : be active, hibernate, aestivate.

Clubber ingilizce tanımı, definition of Clubber

Clubber kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who clubs.