Creased türkçesi Creased nedir

Creased ile ilgili cümleler

English: Accidents have increased in number.
Turkish: Kaza sayısı arttı.

English: Imports of British goods increased.
Turkish: İngiliz malları ithalatları arttı.

English: He demanded that his salary be increased.
Turkish: O, maaşının artırılmasını talep etti.

English: Consumption of paper has increased.
Turkish: Kağıt tüketimi arttı.

English: His salary was increased by ten percent.
Turkish: Onun maaşı yüzde on artırıldı.

Creased ingilizcede ne demek, Creased nerede nasıl kullanılır?

Decreased : Küçültmek. Azaltılmış. Eksiltmek. İnmek. Düşmek. Küçülmek. Azaltmak. Eksilmek. Azalmak. Azalmış.

Decreased by a factor of : -faktörü nedeniyle azalma. - tarafından bölünmüş. - kat azaltılmış.

Decreased gradually : Yavaş yavaş azaldı. Azar azar alçaldı. Birden kesilmedi. Yavaşça küçüldü.

Increased : Artırılmış. Büyütülmüş. Artmış. Yoğunlaştırılmış. Zamlı. Yükseltilmiş. İlave edilmiş. Katmerlenmiş. Katlanmış. Arttırılmış.

Increased productivity : Artan verimlilik.

Creasers : Kıvrılan kimse veya şey. Buruşan kimse veya şey. Kırışan kimse veya şey.

Creases : Katlamak. Ütülemek. Kırmak. Kırışık. Katıla katıla gülmek. Buruşmak. Buruşturmak. Pli yapmak. Sıyırmak. Kırışmak.

 

Crease resistant : Buruşmaz.

Crease : Kırışmak. Buruşturmak. Buruşmak. Kat. Kırışıklık. Kırıştırmak. Pli. Buruşukluk. Donatılan ağlarda yakalara geçirilen ağa verilen fazlalık. Pot.

Capacity increase : Kapasite artışı. Kapasite gelişimi. Bir işletme, kesim veya ülkede belli bir dönemde mevcut üretim kapasitesine yeni makine ve donanımlarla yapılan eklemeler. Kapasite artırımı.

İngilizce Creased Türkçe anlamı, Creased eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Creased ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cut : Topsuz giriş. Kamçılamak. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Kurgulamak. İndirimli. Pay. Kesilmiş. Kırpmak. Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. kurgu, kurgulama eylemi. Sulandırmak.

Give rise : Sebebiyet vermek. Mahal vermek.

Folder : Katlama makinesi. Katlamacı. Cilbend. Dizin. Dosya. Bir tabaka kağıt üzerine basılan ve bu tabakanın katlanmasıyla oluşan (yayın). kalın kartonun bir kez katlanmasıyle oluşan (dosya). Yeni klasör. Katlayan.

Actualise : Gerçekleşmesini sağlamak. Yaşama sokmak. Tahakkuk ettirmek. Hayata sokmak. Gerçekleştirmek. Sonuçlandırmak. Gerçekleşmek. Anlamak. Yerine getirmek (ayrıca actualize). Hayata geçirmek.

Beat : Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş. Çırpma. Yenmek. Volta vurmak. Çırpmak. Dayak atmak. Atmak (kalp). Açmak (yol). Çalmak (davul). Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga.

 

Copy : Aktarma. Çoğaltmak. Kopya. Yapım modeli ya da resim olarak kullanmak için, güzel sanat yapıtlarını olduğu gibi alma. Kopyasını yapmak. Taklit etmek. Eşlem. Çoğaltı. Nüsha. Basımevinin bulunmasından önce yazmaların elle çoğaltılması işi.

Crispest : Gevrekleştirmek. Kıvırmak. Buruşmak. Gevretmek. Zindeleştiren. Gıcır gıcır. Gevrek. Kıtır kıtır. Dalgalandırmak.

Make : Verim. Hazırlamak. Biçim. Düdüklemek. Erişmek. Düzeltmek. Kazanç. Yapılış şekli. Yaratmak. Meydana getirmek.

Produce : Üretim gerçekleştirmek. Göstermek. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ürün. Mahsul. Üretmek. Sonuç. Vermek (meyve veya sebze). Husule getirmek. Yönetim işi.

Creased synonyms : create by mental act, puncture, create verbally, film make, storeyed, elicit, cause, sire, bring, call forth, crankle, tack together, bring forth, create from raw material, shriveled, derive, initiate, spume, corrugations, re create, extract, give, crinkle, folded, froth, storied, wrinkliest, crisp, crinkliest, foliated, linier, invoke, yield.

Creased zıt anlamlı kelimeler, Creased kelime anlamı

Disassemble : Parçaları birbirinden ayırmak. Parçalara ayırmak. Sökmek. Demonte etmek. Ayırmak. Kaldırmak. Parçalarına ayırmak. Paraçalara ayırmak.

Decreased : Azaltmak. Küçülmek. Eksiltmek. Küçültmek. Eksilmek. İnmek. Düşmek. Azalmış. Azaltılmış. Azalmak.