Düvmek nedir, Düvmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dövmek, karşılığı domek, doğmek.

Döğmek.

Kırarak ezmek, dövmek.

Düvmek anlamı, kısaca tanımı

Doğmek : Dövmek: Bulgur dövmek. Dövmek

Döğmek : Çalmak, vurmak. Enemek (erkek hayvan için). Taşak bağlarını ezmek yoluyla hayvanları kısırlaştırmak. (Gökmenler, Gedikli, Çatak, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Ezmek. Topa tutmak, bombardıman etmek. Basmak, baskın yapmak.

Dövmek : Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak. Çarpmak, sertçe dokunmak. Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek. Topa tutmak. Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek. Davul vb. çalmak, vurmak. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek. Ezmek. Çırpmak.

Domek : Doğmek, karşılığı dovmak, duvmak. Dövmek, karşılığı doğmak, düvmek. Dövmek.

Döğme : Döğülüp kabuğu çıkartılmış buğday, yarma. Kepeği alınan buğdaydan yapılan pilav. Ahlat, armut gibi yemişlerin tokmakla ezilerek kurutulmuşu. Ceviz, dut kurusu, fındık, pestil, şekeri birlikte döğerek yapılan yiyecek. Kadınların yüzlerinin iki yanına takılan altın süs. Dayanıklı, kaim odun. Bakır ya da sarı levhaları çekiçle biçimlendirme işi.

Doğme : Dövme, iz.

Dövme : Dövmek işi. Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma. Dövülerek yapılan. Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya). Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim.

 

Ezmek : Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Kıra : Çiçeği düşmemiş, ceviz büyüklüğündeki küçük kavun, karpuz. Küçük : Ahmet'in kırasını gördün mü?. Yalçın, sert kaya. Çığlık, bağırtı. Fasulye. Çevre, kıyı, kenar, uç.

Ezme : Ezmek işi. Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi. Soğan ve domatesin çok küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanan bir meze türü. Sebzelerin ezilmesiyle yapılmış olan meze.

Diğer dillerde Düşyorum anlamı nedir?

İngilizce'de Düşyorum ne demek ? : interpretation of dreams