Dakmak nedir, Dakmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Asmak.
Bağlamak.
İki kişinin arasını bozmak, kavga ettirmek.
Alay etmek: Ana bak bu Aliye beni dakıyor.
Takmak.
Teknik terim anlamı:
Takmak, kuşanmak.
Dakmak tanımı, anlamı
Dakma : Yelek. Samanlık çatısına destek olarak konulan eğri direk. Yedek. Ek: Bu evin dakması iyi olmuş. Define. Tartılmak için teraziye konulan ete kasapların gizlice kattıkları fena et parçası. Takma: Dakma saç
Delip dakmak : İdare etmek, şöyle böyle olmak: Senin yiğenin işi nasıl gidiyor? -Eh, delip dakıyor işte.
Kuşanmak : Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak. Giyinmek.
Bağlamak : Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
Ettirmek : Etme işini yaptırmak.
Ettirme : Ettirmek işi.
Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.
Kuşanma : Kuşanmak işi.
Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.
Bozmak : Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
Takmak : Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak.
Asmak : Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
Takma : Takmak işi. Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılmış olan (organ veya parça), protez.
Kavga : Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.
Aliye : Yüksek, yüce.
Bozma : Bozmak işi. Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.
Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.
Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).
Etme : Etmek işi.
Alay : Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
Diğer dillerde Dakikalar bildirimi anlamı nedir?
Osmanlıca Dakikalar bildirimi : dakikalar ilânı

Bu kısımda Dakmak nedir? Dakmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dakmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dakmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.