Dek tüşmek nedir, Dek tüşmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dikkat etmek, farkına varmak, dikkatle bakmak.

[Bakınız: deh düşmek].

Seçmek: O kalabalıkta Ahmet'i nasıl dek tuştum.

Dek tüşmek tanımı, anlamı

Tüşmek : İnmek. Düşmek

Dek : Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.

Deh düşmek : Dikkat etmek, farkına varmak, dikkatle bakmak. Muttali olmak.

Kalabalık : Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu. Sayıca çok. Gereksiz, karışık şeyler topluluğu.

Dikkatle : Dikkatli bir biçimde.

Seçmek : Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak. Ne olduğunu anlamak, fark etmek. Birine oy vererek bir göreve getirmek. Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek. Farklı görmek, üstün görmek. Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek. Tercihini bir yönde kullanmak.

Varmak : Erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak. Bir şeyi iyice anlamak veya duymak. Kadın, evlenmek. Hoş olmayan bir sona ermek. Acımadan, çekinmeden yapmak. Belli bir duruma veya düzeye gelmek. Bir durumdan başka duruma geçmek.

Düşmek : Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

 

Kalaba : Kalabalık.

Bakmak : Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

 

Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Ahmet : [Bakınız: ehmet]. Övülmeye layık, övülmüş.

Seçme : Seçmek işi, intihap, seleksiyon. Seçkin, seçilmiş.

Varma : Varmak işi.

Nasıl : Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz. "Ben sana dememiş miydim, gördün mü?" anlamlarında kullanılan bir söz. "Ne dediniz?" veya "iyi mi, beğendiniz mi?" anlamlarında kullanılan bir söz. İşin zorunlu olduğunu belirten bir söz. Ne gibi, ne türlü. Ne kadar çok. Bir hareketin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirten bir söz. Elbette, kesinlikle.

Bakma : Bakmak işi.

Düşme : Düşmek işi.

Fark : Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım.

Kala : Kaldığında.

Diğer dillerde Dejeneratif ve nekrotik yangı anlamı nedir?

İngilizce'de Dejeneratif ve nekrotik yangı ne demek ? : degenerative and necrotic inflammation