Didar nedir, Didar ne demek

Didar; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Yüz

Didar isminin anlamı, Didar ne demek:

Kız ismi olarak; Yüz, çehre.

Didar hakkında bilgiler

Yüz, canlıların başlarının ön bölümüne verilen isim: alın, gözler, burun, yanaklar, ağız ve çenenin oluşturduğu bütün. Surat, sima, çehre kelimeleri ile eşanlamlıdır.

Didar tanımı, anlamı:

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Canlı yayın. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Hareketli, hayat dolu, dinamik.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir.

İsim : Kişi, insan. Ad. Ad.

Burun : Kibir, büyüklenme. Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü.

 

Yanak : Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi. Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü.

Çene : Çok konuşma huyu, gevezelik. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe.

Surat : Soğuk davranma. Yüz. Somurtkanlık, asık yüzlülük.

Yüz : Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Yan, taraf. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. Utanma. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Nedeniyle, sebebiyle. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.

Çehre : Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ.