Diktat türkçesi Diktat nedir

Diktat ingilizcede ne demek, Diktat nerede nasıl kullanılır?

Diktats : Dikta. Kazanan tarafından yenilene zorla kabul ettirilen anlaşma. Yazdırma. Dikte.

Diktyoma : Diktiyom.

Dikanophase : İkiçekirdeklieyre.

Dikarion : İkiçekirdekli.

Dike : Etrafına set çekmek. Kanal. Süslemek. Ark. Duvar. Set yaparak korumak. Lezbiyen. Sevici kadın. Set çekmek. Hendek.

Klondike : Teksas'ta bir kasaba (abd). Solitaire iskambil kartı oyunu türü. Kuzeybatı yukon'da bir bölge (kanada). Yukon nehrine karışan bir nehir.

Dikers : Bent işçisi.

Diker : Bent işçisi.

Diketone : Diketon. İki keton içeren kimyasal bileşim (kimya).

Diking : Set yaparak korumak. Toprak setle koruma. Set çekmek. Hendek açmak. Hendek açma. Set çekme. Süslemek.

İngilizce Diktat Türkçe anlamı, Diktat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diktat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Yonder : Öteye. Şurada. Ötedeki. Oradaki. Oraya. Şuraya. Orada. Ötede. Şuradaki.

Extreme : Aşırı. Uçdeğer. Son derece. Şiddetli. Aşırı derece. Ölçüsüzlük. Son. Son had. En uç. Çıkmaz.

Far flung : En uzak. Çok yayılmış. Yaygın. Geniş. Uzaklarda yaşayan. Ücra.

 

Long distance : Şehirlerarası alısün. Uluslararası konuşma (amerikan ingilizcesi). Şehirlerarası konuşma. Şehirlerarası. Uzun mesafeli. Uzun mesafe görüşmesi bağlayan telefon santralı. Şehirlerarası santral. Uzun mesafe.

Dictations : Dikte etme. Dikte edilen yazı. Emir. İmla. Yazım.

Autocratic : Despot. Zorba. Müstebit. Otokrat. Otokratik.

Autocratical : Zorba. Otokratik. Despot.

Printed : Basılmış. Yazdırma tarihi. Yazdırılmış. Matbu. Basılı. Tab edilmiş. Basma.

Yon : Ötede. Şurada. Oradaki. Şuradaki. Orada. Ötedeki.

Diktat synonyms : out of town, diktats, nonadjacent, deep, distance, dictamen, far, dictation.

Diktat zıt anlamlı kelimeler, Diktat kelime anlamı

Close : Göğüs göğüse kavga. Bitirmek. Yummak (göz). Sonuç. Avlu (okul, kilise). Son vermek. Bağlantılı. Kapatmak. Kapanmak. Son.

Near : Yanında. Bitişik. Yakınında. Teklifsiz. Yakında. Yakın. Sadık (çeviri). Sıkı. Daha yakındaki. Samimi.

Proximal : Organın bağlanma noktasına yakın. Bir organizmanın orta eksenine ya da organizmanın herhangi bir parçasının bir bağlantı noktasına göre yakın olan bölgesi. Yakın. Merkeze yakın olan. Yakın olan. Yakınsal. Bir noktaya doğru. Proksimal.