Yon nedir, Yon ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uygun.

Kez.

Teknik terim anlamı:

Culfa adı verilen bez tezgahının içine ok geçen bölümü. (Ağıl Eğridir Isparta).

Yon tanımı, anlamı

Yon görmek : Uygun görmek, yakıştırmak

Isparta : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Tezgah : Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe. Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. Tersane. Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. iş masası.

Culfa : Dokumacı. Yünden kumaş dokumakta kullanılan aygıt. Dokuma tezgahı.

İçine : İçin edatı.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Bölü : Bölme işlemini gösteren “/” veya “:” işaretlerinin okunuşu, taksim. Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu. Böyle.

 

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Ispa : Toprak ürünlerinden vergi alan.

Eğri : Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.

Veri : Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

Uygu : [Bakınız: bağıntı]. Uyum, uygunluk.

Ağıl : Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Bez : Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.

 

Adı : Serseri, ahmak. Küçük çocuk. İnsan içine girmiyen, yabani. Acı anlatan ünlem. Ağıtı. Kabul edilebilir günlük değer. Kabul edilebilir günlük alım.

Kez : Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.

Ok : Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk. Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası. Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret. At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç.

Diğer dillerde Yolsuz ve yöntemsiz borçlanma anlamı nedir?

İngilizce'de Yolsuz ve yöntemsiz borçlanma ne demek ? : lapsing