Duruşmak nedir, Duruşmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Çalışmak, uğraşmak.
Dediğinde direnmek.
Hiddeti geçip yumuşamak.
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: dürüşmek].
Duruşmak tanımı, anlamı
Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.)
Duruş : Durma işi.
Duruşma : Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, murafaa.
Yumuşamak : Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek. Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek.
Direnmek : Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek.
Uğraşmak : Bir iş üzerinde sürekli çalışmak. Birine kötü davranmak. Zamanını bir işe verme durumunda kalmak. Savaşmak. Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek.
Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.
Dürüşmek : Çalışmak, devamlı meşgul olmak. Çalışmak, ikdam etmek, sebat etmek, sayetmek. Karşı karşıya gelmek, muhasameye girişmek, çarpışmak, mücadele etmek.
Yumuşama : Yumuşamak işi. Sert ünsüzlerin yumuşak ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu, ötümlüleşme. Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant.
Dürüşme : Say, gayret.
Uğraşma : Uğraşmak işi.
Direnme : Direnmek işi.
Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.
Hiddet : Öfke, kızgınlık.
Diren : Dirgen.
Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.
Uğraş : Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet.
Çalış : Çalma işi.
Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.
Çalı : Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.
Diğer dillerde Duruş süresi anlamı nedir?
İngilizce'de Duruş süresi ne demek ? : exposuretime

Bu kısımda Duruşmak nedir? Duruşmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Duruşmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Duruşmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.