Duruksuz nedir, Duruksuz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yerinde duramayan, hareketli, haşarı, yaramaz.

Duruksuz tanımı, anlamı

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.)

Duruk : Hareketi olmayan, belirli bir süre değişmeyen, statik, dinamik karşıtı. Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm, stator. Kuvvetlerin dengelenmesiyle ilgili olan. Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı, statik.

Hareketli : Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize. Canlı, kıpırdak.

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

 

Yarama : Yaramak işi.

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Haşarı : Çok yaramaz, ele avuca sığmayan (çocuk). Huysuz, azgın (hayvan).

Haşar : Çalı fasulyelerinin sarılması için yere dikilen çubuk. Yaramaz.

Harek : Fasulye sırığı.

Duram : Erek, amaç.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Haşa : Bir durum veya davranışın kesinlikle kabul edilmediğini anlatan bir söz. Dine aykırı görülen bir ihtimalden söz edilirken kullanılan bir söz. Büyük çuval. Küllü su ile yıkanmış çamaşır. Eyerin altına konulan kalın kumaş, keçe. Süslü at eyeri.

Dura : Çatının saçağı. Kapı üzerindeki örtme. Artık, geri kalan anlamında kullanılır. Sert. “Yaşasın, ölmesin” anlamında kullanılan bir isim”. Balıkesir kenti, Şevketiye nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Samsun şehrinde, Kavak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Diğer dillerde Durukmıknatıslık anlamı nedir?

İngilizce'de Durukmıknatıslık ne demek ? : magnetostatics