Earning türkçesi Earning nedir

Earning ile ilgili cümleler

English: Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
Turkish: Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.

English: I will have to wait till I finish schooling and start earning money.
Turkish: Eğitimi bitirinceye ve para kazanmaya başlayıncaya kadar beklemek zorunda kalacağım.

English: He wasn't earning a large salary when he retired.
Turkish: Emekli olduğunda büyük bir aylık kazanmıyordu.

English: He is earning twice my salary.
Turkish: O, maaşımın iki katını kazanıyor.

English: The government was earning more money than it needed.
Turkish: Hükümet, gerekli olandan daha fazla para kazanıyordu.

Earning ingilizcede ne demek, Earning nerede nasıl kullanılır?

Earning power : Kazanma gücü. İşletmenin kar etme gücü. Bir kimsenin belirli bir aylığı kazanma yeteneğinin değerlendirilmesi. Kar etme gücü. Kazanç gücü. Rantabilite. Gelir elde etme gücü. Kazanma değeri.

Earning rate : Kar oranı. Kazanç oranı. Kar nispeti. Kazanç nispeti.

Earning statement : Kar zarar hesabı. Kar-zarar hesabı. Kar ve zarar hesabı.

Earning value : Gelir değeri. Kazanç değeri.

Price earning ratio : Fiyat kazanç oranı. Fiyat-kazanç oranı. Karın hisse senedi fiyatına oranı. Hisse senedi fiyatının, hisse başı kazancına bölünmesiyle hesaplanan ve kabaca hisse senedinin göreli kazancını gösteren oran.

 

Earnings on movable assets : Taşınır varlıklardan elde edilen gelir. Taşınır varlık geliri.

Earnings report : Kar çizelgesi. Gelir kayıtları. Mali rapor. Kar zarar çizelgesi. Belirli bir zaman dilimi içinde ne kadar para kazanıldığını gösteren rapor. Gelir raporu.

Earnings yield : Kazanç verimi. Kazanç getirişi. Kazanç getirisi.

Earnings : Gelir. Kar. Ücret. Kazanç. Maaş. Karlar. Hasılat.

Earnings per share : Faiz ve vergiden önceki gelir. Hisse başı kazançlar. Hisse başına kar. Hisse senedi başına kazanç. Hisse başına kazanç. Çıkarılan hisse senedi başına düşen vergiden sonraki kar. Hisse başına net kar. Hisse başı karlar. Hisse başına kar oranı.

İngilizce Earning Türkçe anlamı, Earning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fee : İktisat, sinema, televizyon, tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Doktora sayrılarını görüp yoklaması karşılığında ödenen para. Duhuliye. Fiyat. Mirasla edinilen mülk. Ödemelik. Harç. Giriş ücreti. Yapılan iş karşılığı çalışanlara ödenen para.

 

Win : Galip gelmek (dava). Yengi. Kazanmak. Elde etmek. Fethetmek. Galip gelmek. Ulaşmayı başarmak. Başarı. Zafer.

Salary : Çalışma ücreti. Türkiye’de memurlara üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. bk. ücret 2. Çalışanlara belirli aralıklarla ödenen ve çalışılan saat sayısına bağlı olmayan ödeme. Ücret vermek. Aylık. İş karşılığı ödenen para. Emek karşılığında alınan para. Ödemelik. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır.

Earned income : Çalışarak kazanılan gelirler. Bir kimsenin çalışarak elde ettiği para miktarı (gelir ölçeğine göre vergi borçlanılarak). Kazanç geliri. Kazanılan gelir. Hak edilmiş gelir. Kazanılmış gelir. Gerçekleşmiş gelir. Elde edilen gelir.

Fruits : Meyveler. Ahbap. Ürün. Yemiş. Semere. Tohum kapsülü. Nonoş. Döl. Yayar.

Feeing : Ücretini vermek. Ödemek. Giriş ücreti. Bahşiş vermek. Harç. Duhuliye. Tımar. Fiyat. Vizite.

Winnings : Kazanç (para olarak). Kumarda kazanılan para.

Incrementing : Artış aralığı. Fazlalık. Arttırma. Artma. Zam. Artış. Artırma. Artım.

Income : Rant. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Varidat. Bütçe. Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi). Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı. Vücuda giren gıda. İrat.

Hires : Kiralık. Kiralamak. Kira ile tutmak. Ücretle tutmak. Kira. İstihdam etmek. (ücret vererek) tutmak. Tutmak. Ücretle çalıştırmak.

Earning synonyms : low class, asset, avail, pensioned, capitals, fruit, working class, dues, lower class, pensioning, attainment, melons, salarying, increment, compensations, hire, acquisitions, cost, honorarium, cryology, emoluments, propertyless, gainings, money making, benefit, money, receipts, bread, capital, honorariums, incomes, blue collar, payment.

Earning zıt anlamlı kelimeler, Earning kelime anlamı

Upper class : Kaymak tabaka. Yüksek sınıf. Üst tabaka. Yüksek tabaka. Sosyoekonomik üstünlüğü olan sınıf. Zenginler sınıfı. Üst sınıf.

Middle class : Burjuva. Orta direk. Orta tabaka halk. Orta halli. Orta tabaka. Orta sınıftan olan. Orta sınıf.

White collar : Beyaz yakalılar. Büroda çalışan. Ofiste çalışan. Beyaz yakalı. Memur. Kol gücünden çok kafa gücü ile yürütülen işlerde çalışanlar.

Earning ingilizce tanımı, definition of Earning

Earning kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Used commonly in the plural. Wages gained by work or services. That which is earned. Money earned.