Environments türkçesi Environments nedir
Environments ile ilgili cümleler
English: Rural environments are too quiet for me.
Turkish: Kırsal ortamlar benim için çok sessiz.
English: Is the human condition flexible enough to adapt to environments beyond Earth?
Turkish: İnsan bünyesi, Dünya dışındaki ortamlara uyum sağlayabilecek kadar esnek mi?
Environments ingilizcede ne demek, Environments nerede nasıl kullanılır?
Environment friendly : Çevreye zarar vermeyen. Çevre dostu.
Environment law : Çevre tüzesi. Çevrenin korunması ve çevre niteliklerinin bozulmasına yol açanların ödence yaptırımlarına çarptırılması için, kişiler arasında, kişilerle devlet ve devletler arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünü, alınacak önlemlerin uygulanmasını sağlayacak yaptırımların saptanmasını konu edinen tüzebilim dalı.
Environment minister : Milli çevre konularından sorumlu olan devlet bakanı. Çevre bakanı.
Environment of folklore : Halkbilimsel çevre. Belli bir yere ilişkin halkbilim olay ve ürünleri.
Environment policy : Çevre politikası.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
Environment study : Çevre incelemesi. Bir öğrencinin ya da bir öğrenci kümesinin kendilerini kuşatan doğal ve toplumsal çevreyi incelemeleri, çözümlemeleri işi. çevrebilim araştırmalarına verilen ad.
United nations environment program : Birleşmiş milletler çevre programı. Unep. Bm çevre faaliyetlerini koordine eden ve çevresel bir bakış açısıyla iyi politikaların uygulanmasında gelişen ülkelere yardım eden ve makul çevresel yöntemleri kullanarak sürdürülebilir gelişimi teşvik eden bm programı.
Environment theory : Çevre kuramı. Bir toplumun kültürünü etkileyen başlıca etmenin iklim koşulları olduğunu ileri süren görüş. Bir halkın ya da bir toplumun kültürünü etkileyen etmenlerin başına coğrafyayı ve iklimi alan kuram. Muhit nazariyesi.
European environment agency : Avrupa çevre ajansı. Avrupa çevre kurumu.
İngilizce Environments Türkçe anlamı, Environments eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Environments ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Area : İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. Arazi. Yersel alan. Bir araştırma evrenini sınırlayan uzamsal ya da yersel kesim. Bölge. Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yüzölçümü. Yöre. Harekat bölgesi.
Situation : Şartlar. Konum. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet. Vazife. Halet. Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. Memuriyet. Yer. İş.
Field : Saha. Sahaya çıkarmak (bir spor takımını). Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer. Arazi. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Tarla. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Sahaya çıkarmak. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Oyun alanı.
Atmosphere : Yeryuvarını kuşatan çeşitli gaz ve katmanlardan oluşan örtü. Hava. Havayuvar. Gazyuvarı. Basınç birimi. Havaküre. Atmosfer. Bir oyunun anlamını belirten tinsel durum. Yer'i ya da herhangi bir gökcismini saran gaz katmanı. yer'in gazyuvarına "havayuvarı" da denir. Dramatik durumun tinsel iklimini ortaya çıkaran öğe. bu, kişiler, konuşmalar, dekor, giysi, donatımlıklar, sahne eşyaları, ışıklama, müzik ve benzeri öğelerin yardımıyla elde edilir.
Orbit : Yörüngeye yerleşmek. Dolanca. Yörüngede dönmek. Kuşlarda gözün çevresindeki deri. eklem bacaklılarda göz saplarının çıktığı çukur. 3.böceklerde bileşik gözün etrafındaki belirgin bölge. Yörünge. Orbit. Yörüngeye oturtmak. Bohr kuramına göre atom çekirdeği çevresinde elektronların yer alabileceği erke düzeyleri ya da erke kabuklarına verilen ad. Faaliyet sahası. -in etrafında bir yörüngede dönmek.
State of affairs : Gidişat. Vaziyet. Hikaye. Koşullar. Hal. İşlerin durumu. Gelinen nokta. Keyfiyet. Durum. Şartlar.
Outskirt : Dış mahalleler. Dış mahalle. Kenar mahalle. Banliyö. Şehrin etekleri. Civar. Kenar bölge. Periferi. Kenar semtler.
Medium : Vasıta. Bilgisayar, biyoloji, eğitim, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gereç. Hücre kültür çalışmalarında kullanılan ve hücrelerin çoğalması veya yaşaması için gereksinim duyduğu her türlü makro ve mikro elementleri bünyesinde bulunduran çözeltiler, ortam. Ötürücü. Muhit. Medyum. Ortalama. Kültür ortamı. az çok katı besin maddesi, jelatin vb. ile karışık herhangi bir sıvı olup doku ve hücreler için yetiştirme kültürü. besi yeri. bir fiilin yapıldığı ya da bir etkinin taşındığı bir araç, çevre, hava.
Atmospheric : Atmosferle ilgili. Havaya ilişkin. Ortam ile ilgili. Atmosfere ilişkin. Hava. Cevvi. Atmosferik.
Environments synonyms : geographic area, home ground, geographic region, surrounding area, arena, environment, vicinage, sphere, habitat, circumference, melting pot, element, environs, home, climates, circuit, entourage, setting, commons, parts, purlieu, surround, milieu, scene, purlieus, surroundings, sides, geographical region, climate, ambience, ambients, ecology, contexts.

Bu kısımda Environments kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Environments ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Environments anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Environments ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.