Extravagate türkçesi Extravagate nedir

  • Haddi aşmak.
  • İleri gitmek.
  • Haddini aşmak.
  • Müsrif olmak.
  • Başıboş dolaşmak.

Extravagate ingilizcede ne demek, Extravagate nerede nasıl kullanılır?

Extravagation : Başıboş dolaşma. Haddini aşma. İleri gitme. Müsrif olma.

Extravagance : Boşa harcama. Taşkınlık. İsraf. Abartı. Mantıksızlık. Ölçüsüzlük. Saçmalık. Tutumsuzluk. Delilik. Aşırılık.

Extravagances : Abartı. Tutumsuzluk. Ölçüsüzlük. Müsriflik. Mantıksızlık. Savurganlık. Delilik. Boşa harcama. Aşırılık. Saçmalık.

Extravagancy : Çapkınlık. Taşkınlık. Savurganlık. Hovardalık. İfrat. Müsriflik. Aşırılık. Ölçüsüzlük. Delilik. Saçmalık.

Extravagant : Aşırı. Müsrif. Saçma. Savurgan. Haddinden fazla. Mantıksız. Ölçüsüz.

Exaggerated extravagance : Aşırı israf. Abartılı müsriflik. Kaynakların veya paranın aşırı savurganlığı.

Extravagantly : Pahalıya mal olan bir tarzda. Gereksiz bir şekilde. Müsrif bir şekilde. Müsrifçe. Har vurup harman savurarak. Aşırı şekilde. Savurgan bir şekilde. Aşırı. Savurgan bir tarzda.

Unextravagant : Müsrif olmayan. Savurgan olmayan. Ölçüsüz olmayan. Aşırı olmayan.

Extravasation : Dökülme. Kimi ilaçların toplardamar içine uygulanması sırasında enjektör iğnesi veya kataterden sızarak deri altı dokusuna sızması. Ekstravazasyon. Taşma. Akış (tıp veya medikal terimi).

 

Extravascular : Kan damarlarının dışında (tıp veya medikal terimi). Kan damarlarının dışında. Ekstravasküler.

İngilizce Extravagate Türkçe anlamı, Extravagate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extravagate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advance : Terfi. Öndelik. Avans vermek. Gelişme. Yürümek. Yükseltmek. Öndeleme. İlerletmek. Artmak.

Bugger about : Salakça davranmak. Aylak aylak dolanmak. Sürtmek. Gıcık etmek.

Exaggerating : Abartılı konuşmak. Abartma. Aşırıya kaçmak. Şişirmek. Büyütmek. Abartmak. Abartan.

Muck about : Aylak aylak takılmak. Aptalca davranmak. Boş boş dolanmak. Aylak aylak dolanmak. Saçmalamak. Sürtmek.

Be presumptuous : Haddini bilmemek.

Lounge about : Tembelce uzanmak. Tembellik etmek. Dollanıp durmak. Boş boş gezinmek. Kaytarmak. Aylaklık etmek. Tembel tembel dolaşmak. Avare avare dolaşmak. Avarelik etmek.

Be beyond the pale : Sınırı aşmak. Adaletsiz olmak. Aşırıya kaçmak. Limiti geçmek.

Divagates : Konudan sapmak. Sapmak. Dolaşmak.

Loafs : Aylakça vakit geçirmek. Ekmek somunu. Avarelik etmek. Somun. Boş gezinmek. Aylak aylak dolaşmak. Kaytarmak. Boş gezmek. Haylazlık etmek.

Prodigal : Savurgan kimse. Hovarda. Savurgan. Bol. Çok. Çok bol. Sefih. Mirasyedi. Tutumsuz. Müsrif.

Extravagate synonyms : exceeded, loaf, go too far, gain ground, exaggerate, divagate, spendthrift, exceed, overruns, wasteful, gad around, overrunning, exceeds, overran, move on, divagated, make headway, get ahead of, overweening, muck around, gad about, loafed, unrestrained, overstep the mark, excessive, divagating, encroaches, overrun, encroach, bum around, presume, go on, be impertinent.

 

Extravagate zıt anlamlı kelimeler, Extravagate kelime anlamı

Restrained : Kendine hakim. İtidalli. İhtiyatlı. Dar (tiyatro terimi). Sakin. Sade. Tutulmuş. Ilımlı. Kontrollü. Bastırılmış.

Thrifty : İdareli. Verimli. Gür. Tutumlu. Hesaplı. Kanaatkar. Tasarruflu. İdareci.

Extravagate ingilizce tanımı, definition of Extravagate

Extravagate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To rove.