Faiz dışı bütçe dengesi nedir, Faiz dışı bütçe dengesi ne demek

Faiz dışı bütçe dengesi; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.

İktisat terim anlamı:

Konsolide bütçe, konsolide merkezi bütçe ve konsolide kamu kesimi bütçesi olmak üzere üç türlü hesaplanan ve bütçe gelirlerinden faiz ödemeleri dışındaki bütçe giderlerinin çıkarılmasıyla bulunan fark.

Faiz dışı bütçe dengesi tanımı, anlamı

Deng : Denk, eşit, uygun. Sersem, dengesiz, akılsız, dalgın. Denk, eş

Bütçe : Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.

Bütçe dengesi : Gelirin gidere eşit olma durumu. Devletin bütün gelir toplamının gider toplamına eşit olma durumu.

Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Faiz : İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.

 

Konsolide kamu kesimi : IMF tarafından destekleme kredi anlaşmaları çerçevesinde kamu kesiminin gecikmesiz bir biçimde izlenebilmesi için tanımlanan ve konsolide bütçe, üç bütçe dışı fon (Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Özelleştirme Fonu ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu), yirmi beş kamu iktisadi teşebbüsü, sosyal güvenlik kuruluşları ve işsizlik sigortası fonundan oluşan kesim.

Konsolide bütçe : Destekli bütçe.

Kamu kesimi : Devlet eliyle yürütülen ekonomik işlerin bütünü, kamu sektörü.

Çıkarılma : Çıkarılmak işi.

Konsolide : Vadesi uzatılan (borç).

Giderler : Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler.

Merkezi : Merkezde olan, merkezi oluşturan.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Konsol : Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli, dolaplı mobilya. Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi.

Ödeme : Ödemek işi, tediye.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

 

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Diğer dillerde Faiz dışı bütçe dengesi anlamı nedir?

İngilizce'de Faiz dışı bütçe dengesi ne demek ? : budget primary balance