Göstermeci tiyatro nedir, Göstermeci tiyatro ne demek

Göstermeci tiyatro; Gösteri, Tiyatro alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Tiyatro'daki anlamı:

Tiyatronun iki temel türünden biri; öbürü: Benzetmeci Tiyatro. Oyunun oyun olduğunu vurgulayan Benzetmeci Tiyatroda olduğu gibi gerçek yaşam duygusu vermeyi araç edinmeyen tutum. Örn. Çin Tiyatrosu. Brecht'in Epik Tiyatrosu.

Teknik terim anlamı:

Tiyatronun tiyatro, oyunun oyun olduğunu vurgulayan, kişileri ve olayları canlandırmadan gösteren, seyirci ile sahne arasına güzelduyusal uzaklık (yabancılaştırma) koyup seyircinin oyuna ussal yoldan katılmasını sağlayan tiyatro anlayışı. Örnek : Ortaoyunu, Çin tiyatrosu, İtalyan halk doğaçlama tiyatrosu, epik tiyatro, Japon tiyatrosu, Meyerhold'un biyome-kaniğe dayanan tiyatrosu vb.

Göstermeci tiyatro kısaca anlamı, tanımı

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut

Göstermeci : Cinsel organlarını göstermeyi, sergilemeyi seven (ruh hastası), ut açıcı, teşhirci.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Tiyatro : Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.

Doğaçlama tiyatrosu : Bir betiğe dayanmadan, önceden saptanmış bir gelişim çizgisi üzerinde doğaçtan oynanan ve örgüsü önceden bilindiği için, oyuncuların bu örgüyü izleyip anlık buluşlarla geliştirdikleri oyunları içeren tiyatro.

 

Benzetmeci tiyatro : Seyirciyi duygusal açıdan sahnede olan bitenlere kaptıran ve baş oyun kişileriyle özdeşleştiren yanılsamacı tiyatro, iki asal tiyatro anlayışından biridir. Öteki için bk. göstermeci tiyatro. Başlıca iki tiyatro anlayışından biri. Gerçek bir yaşantı vermek isteyen yanılsamacı tiyatro, bk. İllüzyon tiyatrosu. Bunun tersi göstermeci tiyatrodur bk. Göstermeci tiyatro.

Doğaçlama tiyatro : Önceden yazılmış metne dayanmayan, taslağı önceden kararlaştırılmış olan halk tiyatrosu, tuluat tiyatrosu.

Japon tiyatrosu : Belli bir güzelduyusal uzaklık uygulayımı ile oynanan oyunları kapsayan bu tiyatro, tiyatralliği sağlayacak tüm öğelerden yararlanır. Müzik, dans, ezgi, sözsüz oyun, maske, giysi önemlidir. Batı tiyatrosu Japon tiyatrosundan çiçek yolu'nu ve döner sahne'yi almıştır. bk. no oyunu, kabuki tiyatrosu. Belli bir yabancılaştırma ile oynanan oyunlar, (Çin tiyatrosunda olduğu gibi) Bütün tiyatro öğelerinden (müzik, dans, ezgi, mimik, hareket, maske, giysi vb..) yararlanılır. Stilize dekor ve simgesel eşyalar kullanılır. Batı tiyatrosu Japon tiyatrosundan "çiçek yolunu" ve döner sahneyi aldığı gibi, yabancılaştırma etmenini de aktarmıştır, (bk. kabuki, "no" tiyatroları.).

Yabancılaştırma : Yabancılaştırmak işi.

Çin tiyatrosu : Ezgi, dans, maske ve belli simgeleri plan giysiler, akrobasi, pantomim sanatlarını birleştiren ve yabancılaştıran bir tiyatrodur. Stilize döşem ve lirik konuşmaları vardır. Oyuncular bir rolü yaşatmazlar, gösterirler. bk. göstermeci tiyatro. Bunun içinde, seyirci o rolü ne olduğu ile değil, nasıl oynandığı ile ilgilenir. Çin oyunları kırk bölüme kadar uzayabilmektedir. Aynı oyunun oynanması kimi kez günlerce sürebilir; 1920'den bu yana, Çin tiyatrosunun Batı tiyatrosunda etkisi görülmektedir. Bu etkiyi özellikle Epik Tiyatro’da izleriz. Büyük ölçüde simgelere başvurarak ezgi, dans, akrobasi ve sözsüz oyun sanatlarını birleştiren ve seyirciye Doğu tiyatrosuna özgü göstermeci nitelikleriyle yönelen bir tiyatro. Şiirli konuşmaları ve simgelerden oluşan bir dekoru vardır. Oyuncular rolü yaşamazlar, onu yansıtırlar. Seyirci rolün ne olduğu ile değil, nasıl oynandığı ile ilgilenir. Çin tiyatrosu önce Sovyet yönetmeni Meyerhold'u sonra da epik tiyatro'nun temsilcisi Brecht’i etkilemiştir.

 

Epik tiyatro : Yanılsamacı tiyatronun seyirciyi sahnedeki karakter ve olayla özdeşleştiren duygusal yaşantısı karşısına, maddeci diyalektiğin tarih bakış açısını getiren ve seyirciyi gözlemde bulunan bir üçüncü kişi durumuna getirerek onun usçul yönelişte karar vermesini sağlayan tiyatro anlayışı. bk. göstermeci tiyatro. İllüzyoncu tiyatronun seyirciyi saran yaşantısı yerine, anlatıcı, belgeleyici, göstermeci bir üslûp ile seyirciyi usçul yoldan bir gözlemci olmaya zorlayan ve seyirciye olayı yaşatmak yerine onu olayın dışında bırakıp yargı vermesini sağlamak ereğini güden tiyatro türü (Kökleri Orta çağda ve Çin Tiyatrosunda). Önce deneysel yönden Ervvin Piscator sonra daha geniş anlamıyla Bertold Brecht'ce kuralları saptanan tür. (bk. Aristocu olmayan tiyatro).

Canlandırma : Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

Güzelduyu : Sanattaki güzel ve güzelliğin niteliğini, insan düşüncesinde ve duygularında yaptığı etkileri birtakım ilkelere ve yöntemlere göre inceleyip değerlendiren bilgi dalı. Güzel ve güzellikle ilgili sorunları konu olarak ele alan, öğrencilerde güzelliğe değgin görüş ve duyguların gelişmesini sağlamak amacıyla kimi okullarda okutulan ders. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Ortaoyunu : Geleneksel Türk doğaçlama halk tiyatrosu. Ortada oynanır. Baş kişileri, aynı zamanda oyunun düzenleyicisi olan Pişekâr ile oyunun baş güldürücü tipi Kavuklu'dur. Dekor olarak bir paravana, bir de önünde alçak bir hasır iskemlesi bulunan peyke vardır. bk. dükkân, yeni dünya.

Doğaçlama : Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Benzetme : Benzetmek işi. Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih.

Yabancıl : Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş, egzotik.

İtalyan : İtalya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Diğer dillerde Göstermeci tiyatro anlamı nedir?

İngilizce'de Göstermeci tiyatro ne demek ? : presentational theatre, presentational