Gengüldemek nedir, Gengüldemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İhtiyarlamak, zayıflamak, sarsaklaşmak.

İşe yaramaz hale gelmek.

Gengüldemek tanımı, anlamı

Geng : Bir kaç sene ekilmemiş tarla

İhtiyarlamak : Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, kocamak. İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek.

İhtiyarlama : İhtiyarlamak işi, yaşlanma.

Zayıflamak : Zayıf duruma gelmek.

Zayıflama : Zayıflamak işi.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

İhtiyar : Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı. Eski. Cansız, sönük. Seçme. Baba ya da anne.

Yarama : Yaramak işi.

Sarsak : Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan (kimse). Değişken, sağlam olmayan.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

 

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.

İhti : Rüzgâr ve yağmurun etki yapamadığı gizli, kuytu yer.

Sars : Etkeni SARS’la ilişkili koronavirüs olan, insanlarda tipik olmayan pnömoniyle seyreden, oldukça bulaşıcı ve öldürücü bir viral hastalık, şiddetli akut solunum sendromu.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

 

Hale : Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, ağıl. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire.

İşe : Fidan. Şey.

Diğer dillerde Gengüdum anlamı nedir?

İngilizce'de Gengüdum ne demek ? : strategy