Grooving türkçesi Grooving nedir

Grooving ingilizcede ne demek, Grooving nerede nasıl kullanılır?

Groovier : Harika. Süper. Modaya uygun. Geleneksel. Mükemmel. On numara (müthiş). Modern. Klişeleşmiş.

Grooviest : On numara (müthiş). Modern. Modaya uygun. Geleneksel. Klişeleşmiş. Mükemmel. Süper. Harika.

Groove : Mükemmel şey. Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri. Yiv açmak. Uğraşmak. Saban izi. Plağın çizgileri. Alay etmek. Oluk. Çizgi.

Grooved : Yivli. Oluklu. Kinişli. Lambalı.

Grooved catheter : Oluklu sonda. Yaraların derinliği anlamak, yara içinde yabancı bir cisim olup olmadığını kontrol etmek, derin dokulardaki apse ve kistleri drene etmek, boğulmuş fıtık ve benzeri dar kanallarda, kanalı genişletirken bisturiden dokuları korumak gibi amaçlarla kullanılan metal alet.

Grooved drum : Oluklu kasnak. Yivli tambur.

Groovy : Moda. Mükemmel. Harika. Geleneksel. Klişeleşmiş. Modaya uygun. Süper. On numara (müthiş). Moda olmuş. Modern.

Grooves : Saban izi. Kanal. Boğaz. Harika şey. Çizgi. Yiv. Mükemmel şey. Yivler. Gelenek. Adet.

Get into a groove : Geleneklere bağlı kalmak. Bellemek.

Groovers : Oyuk açıcı. Derz malası.

 

İngilizce Grooving Türkçe anlamı, Grooving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grooving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mortise : Zıvana deliği. Lamba. Zıvana açmak. Yuva. Zıvana dişi. Delik. Zıvana.

Describes : Anlatmak. İfade etmek. Tanımlamak. Betimlemek. Vasıflandırmak. Tasvir etmek. Resmetmek. Tarif etmek. İzah etmek.

Delete : Bozmak. Silme. Kazımak. Çizip çıkarmak (harf veya kelime). Silmek. Çıkarmak. Del.

Fillister : Oyuk. Söve lambası. Pencere çerçevesinde içine camın yerleştirildiği oluk veya yiv. Oluk rendesi.

Contended : Yarışmak. İleri sürmek. Tartışmak. Savaşmak. Çekişmek. Rekabet etmek. İddia etmek.

Chute : Çamaşır atılan baca. Çağlayan. Çöp atılan baca. Küçük çağlayan. Paraşüt. Kızak pisti. Boşaltma oluğu. Akıntı.

Breaks : Uymamak. Ara. Batırmak. Bozdurmak. Söylemek. Patlamak. Koparmak. Parçalanmak. Batmak.

Depicting : Tanımlama. Betimlemek. Tasvir etme. Resmetmek. Tasvir eden. Göstermek. Tasvir etmek.

Rabbets : Lambalı geçme. Aşoz. Lamba yivi açmak. Can yuvası. Lambalı geçme (kapı). Birbirine geçirmek.

Channel : Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Maceraya sevk etmek. Nehir yatağı. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Çevirmek. Yöneltmek. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Maceraya sevketmek. Yönlendirmek.

 

Grooving synonyms : deride, conked, cancel, bend over backwards, crenature, fleered, gouging, derided, conduits, barging, chutes, channelization, canalisation, chase, be occupied in doing, chases, bevelling, abandon oneself to, flouted, agonise, cannelure, mortises, depicture, agonizes, construct, depicted, burlesqued, bounces, fluting, duct, chamfers, barge, flutings.

Grooving ingilizce tanımı, definition of Grooving

Grooving kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A groove, or collection of grooves. The act of forming a groove or grooves.