Hafiz nedir, Hafiz ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Arapça kökenli hafız: hafız.
Hafiz hakkında bilgiler
Hâfız-ı Şirâzî (Farsça: حافظ شیرازی) ondördüncü yüzyılda yaşamış İran'lı şair. Şiraz'da doğmuştur. Farsçanın en büyük şairlerinden biri olduğu kabul edilir. İran tasavvuf şiirinin öncülüğünü yapmıştır. Şiirlerinde gerçeküstü öğeler de bulunur. Hafız-ı Şirazi, fikirlerindeki kuvvet, görüşlerindeki hususiyet ve edasındaki rindlik bakımından bütün şarkın en lirik şairlerinden biri sayılmış ve şöhreti gün geçtikçe doğuya ve batıya yayılmıştır. Kabri İran ın Şiraz kentinde, şiirlerinde anlattığı gibi bahçelerin içerisindedir. Hafız, İran edebiyatını olduğu gibi Türk edebiyatını da etkilemiştir. Yahya Kemal Beyatlı'nın Rindlerin Ölümü şiiri, Hafız'ın sanatını konu eder.
Hafiz tanımı, anlamı
Hafize : Koruyan, saklayan.
Gerçeküstü : Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek, sürrealite.
Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
Hususiyet : Özellik. İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık.
Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.
En büyük : A'zami.
Tasavvuf : Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım. Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği.
Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.
Hususi : Özel. Özel olarak, özel bir biçimde.
Şirazi : Kitap ciltlemekte kullanılan bez şerit. (Sivas).
Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.
Öncülü : Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Farsça : İran devletinin resmî dili, Acemce. Bu dille yazılmış olan.
İranlı : İran halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Acem.
Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.
Geçtik : Geçen (gün, hafta, ay, sene için).
Şöhret : Ün. Tanınmış, ünlü kimse.
Batıya : Büyük bakır kab, çorba tası, ağzı dar, dibi geniş yağ kabı, yemek kabı, büyük bakır tencere.
Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
Diğer dillerde Hafifletme kemeri anlamı nedir?
Fransızca'da Hafifletme kemeri nedir ? : arc de décharge


Bu kısımda Hafiz nedir? Hafiz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hafiz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hafiz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.