Hazine defterdarı nedir, Hazine defterdarı ne demek

Hazine defterdarı; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Osmanlılarda, eyaletlerde devlet gelirlerini toplayan ve hesaplarını tutan görevli.

Hazine defterdarı anlamı, tanımı

Defter : Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge

Defterdar : Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli. Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli.

Hazin : Hüzünlü.

Hazine : Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.

Devlet gelirleri : Devletin vergileme yetkisine dayanarak kanun yoluyla sağladığı gelirler ile iktisadi etkinliklerinden elde ettiği gelirler toplamı. Devletin kamu gereksemelerinden doğan giderlerini karşılamak üzere çeşitli kaynaklardan elde ettiği gelirler.

 

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

Devlet : Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

Eyalet : Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan yönetim bölgesi. Osmanlı Devleti'nde en büyük sivil veya askerî yönetim bölgesi.

Osman : Bir tür kuş veya ejderha. Hz. Muhammet'in damadı, üçüncü halife. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Hesap : Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.

Gelir : Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

 

Tuta : 1.Karadut. 2.El ile meyve toplama işi ya da el ile toplanmış meyve : Bu elmalar tuta mıdır?. Meyveleri elle toplama. [Bakınız: duta]. [Bakınız: dutarık].

Göre : Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Eyal : Arapça kökenli ıyâl: eş; zevce; kadın; ıyal.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Hazine borçlanması anlamı nedir?

İngilizce'de Hazine borçlanması ne demek ? : treasury borrowing