Hazine nedir, Hazine ne demek
Hazine; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet.
- Kaynak.
- Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
- Değerli şeylerin saklandığı yer.
- Devlet malının veya parasının saklandığı yer.
- Devlet malı veya parası.
- Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer

- Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse.
- Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
"Hazine" ile ilgili cümle örnekleri
- "Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı." - R. H. Karay
- "Ağaç, rutubetin hazinesidir." - F. R. Atay
- "Asker mektupları en saf, en halis duyguların, sevgilerin ve hasretlerin hazinesidir." - M. Kaplan
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
Devlet gelirlerinin toplandığı ve giderlerinin yapıldığı kurum.
Altın, gümüş, mücevher ve benzeri değerli eşya yığını.
Hazine isminin anlamı, Hazine ne demek:
Kız ismi olarak; Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
Bilimsel terim anlamı:
Merkez Bankası, Hazine Genel Müdürlüğü gibi devletin para işleri ile uğraşan organları.
İngilizce'de Hazine ne demek? Hazine ingilizcesi nedir?:
treasury, treasure
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Van şehrinde, Özalp ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Hazine hakkında bilgiler
Hazine, Mahfi Eğilmez tarafından; hazine´nin yapısını, işleyişini, tarihsel değişimini ve kurum-siyaset ilişkisini gösteren Remzi Kitabevi tarafından yayınlanmış kitabıdır. Kitap 159 sayfadan oluşmaktadır.
Hazine ile ilgili Cümleler
- Gömülü hazineyi hala arıyor musun?
- Hazine her yerde olabilir.
- Kimse o hazineyi bulmayacaktır.
- Hazine aramaya gittiler.
- Hazine adada gömülüydü.
- Hazine, korsanlar tarafından çalındı.
- Korsanlar adaya bir hazine gömdüler.
- Hazine için orayı burayı kazdılar.
- Dilbilgisinde ve kelime hazinesinde, bazı lehçeler standart dilden önemli ölçüde farklıdır
- Benim kelime hazinem sınırlı.
- Sonunda, Mustafa bana hazineyi nereye gömdüğünü söyleyecek.
- Hazine nihayet ellerimde!
- Ali hazineyi nereye gömdüğünü hatırlayamıyor.
- Hazinelerin nerede saklandığı bilinmemektedir.
Hazine anlamı, kısaca tanımı:
Hazine bonosu : Maliyenin her yıl bütçe kanunu ile aldığı yetkiye dayanarak aynı kanunla belirlenen sınırı aşmamak üzere çıkardığı ve bankalara iskonto ettirdiği en çok bir yıl vadeli borç senedi.
Kelime hazinesi : Söz varlığı.
Sözcük hazinesi : Söz varlığı.
Söz hazinesi : Söz varlığı.
Hazin : Hüzünlü.
Hazinedar : Bir hazineyi bekleyen, yöneten kimse.
Hazinedarlık : Hazinedarın yaptığı iş.
Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış. Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli.
Gümüş : Bu elementten yapılmış. Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element (simgesi Ag).
Mücevher : Değerli süs eşyası.
Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Yığın : Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.
Büyük : Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Önemli. Büyük abdest. Niceliği çok olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Üstün niteliği olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı.
Eğilme : Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Eğilmek işi. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
Yer : İz. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. Önem. Yerküre. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Durum, konum. Ülke.
Kaynak : Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi.
Devlet : Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Talih.
Malı : Mal ile ilgili. Parasal. Maliyeye ilişkin, maliye ile ilgili.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Hazine açığı : Devlet giderlerinin gelirlerinden fazla olduğu kısa dönemli uyumsuzluk. krş. hazine bonosu
Hazine borç belgiti : [Bakınız: hazine bonosu] Kısa önelli Hazine borç belgiti.
Hazine borçlanma belgiti : Devletin orta ve uzun süre ile çıkardığı borç belgiti.
Hazine borçlanması : Hazinenin yurtiçindeki veya yurtdışındaki kişi, özel kurum ya da kamu kurumları gibi kaynaklardan, genellikle gönüllülük esasına göre belirli bir vade ve sabit ya da değişken faiz karşılığında borçlanması.
Hazine çadırı : Sefere çıkan Osmanlı ordusunun konakladığı yerde, birlikte taşınan para ve maliye defterlerinin saklandığı çadır.
Hazine defterdarı : Osmanlılarda, eyaletlerde devlet gelirlerini toplayan ve hesaplarını tutan görevli.
Hazine güvenceli bono : Genellikle kamu iktisadi teşebbüslerinin finansman gereksinimini karşılamak amacıyla hazine güvencesiyle çıkarılarak merkez bankasına kırdırılan borç senedi.
Hazine güvencesi : Kamu ve özel kuruluşların borçlarına hazinenin verdiği güvence.
Hazinedar ağa : Harem dairesi içinde yapılan harcama işlerine bakan siyah haremağası.
Hazinedar başı : İçağalardan biri ve içsarayda hazine koğuşunun buyurucusu olan kişi.
Diğer dillerde Hazine anlamı nedir?
İngilizce'de Hazine ne demek? : n. coffers, treasure, exchequer, stores, riches, coffer, repertory, store, storehouse, thesaurus, treasure house, trove
Fransızca'da Hazine : trésor [le]
Almanca'da Hazine : n. Hort, Schatz, Schatzkammer
Rusça'da Hazine : n. казна (F), касса (F), сокровищница (F), клад (M), хранилище (N)

Bu kısımda Hazine nedir? Hazine ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hazine tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hazine hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.