Helep nedir, Helep ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Büyük iplik çilesi: Bir helepten bir çift çorap yapılır.

Kurutulmuş dolmalık patlıcan, biber.

Halep, Suriye'de bir şehir.

Helep tanımı, anlamı

Hele : Özellikle. "Sonunda" anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir söz. Uyarma, korkutma veya söz verme anlatan bir söz

Helep şalgamı : Yer elması.

Dolmalık : Dolma yapmaya yarar.

Bir çift : İki adet. Biraz, bir iki.

Patlıcan : Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena). Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Kurutu : Cimri.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Biber : Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.

İplik : Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

Çorap : Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

 

Dolma : Dolmak işi. Üç sigara kâğıdına bolca sarılmış esrar. Yalan, hile, dalavere. Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek. Doldurularak yapılan.

Halep : Oyulmuş patlıcan, patlıcan dolması. Patlıcan kurusu. Hape, Suriye'de bir şehir.

Şehir : Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genel olarak tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site.

Suri : Sürü.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Çora : Tuz. Çorba. Her türlü yemek. Çamaşır ve bulaşık yıkamakta kullanılan bir çeşit toprak. Bir tür toprak.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Diğer dillerde Helenistik sanat anlamı nedir?

Almanca'da Helenistik sanat ne demek ? : hellenistische kunst