İşek nedir, İşek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir yaşında koyun.

Yeni kuzulayacak koyun.

Kurt, çakal ve benzerleri hayvanların barındığı ıssız ve açıklık yerlerdeki küçük tepecik.

Sidik.

Teknik terim anlamı:

Eşek.

İşek kısaca anlamı, tanımı

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır

Açıklık : Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

Barındı : Ağrı şehrinde, Doğubayazıt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Tepecik : Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler. Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

 

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Barın : Göğüs: Barnıma bir yumruk vardu. Öküzleri otlatma, doyurma. Çekinlerin çarpışma olaylarında gösterdikleri kesit alanlar için kullanılan ölçü birimi. Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs. Diyarbakır şehrinde, Kulp belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Yaşın : Işık, parlaklık. Şimşek. Gizli.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Sidik : İdrar.

Çakal : Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Issız : Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan, tenha, yaban. Tenha bir durumda. Yalnız, kimsesi olmayan.

Eşek : Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.

 

Çaka : Gösteriş, caka. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun. Çakı, bıçak. Köşede yapılan bir kenet çeşidi, (bk. Şek. 5).

Issı : Sıcaklık, hararet. Sıcak.

Yaşı : Küçük çocuklarda, pislikten oluşan bir deri hastalığı.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Diğer dillerde İşe yabancılaşma anlamı nedir?

İngilizce'de İşe yabancılaşma ne demek ? : alienation to work, alienation to job