İnci nedir, İnci ne demek
- İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi

- Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle.
- Bu tanelerden yapılmış.
- Bu tanelerden oluşan takı.
"İnci" ile ilgili cümle örnekleri
- "Yalıdaki ev, Dürnev Hanım'ın halılarını, incilerini gözden çıkarmasıyla kurtuldu." - N. Cumalı
Yerel Türkçe anlamı:
İnci // inci cevahir: mücevherat
Şimdi.
Biyoloji'deki anlamı:
Bazı yassı solungaçlılarda (Lamellibranchiata) kabuğun içine giren küçük bir kum tanesi gibi bir madde etrafında sedef birikmesi ile oluşan yapı.
İnci isminin anlamı, İnci ne demek:
Kız ismi olarak; İstiridye gibi kimi kavkılı deniz hayvanlarının içinde oluşan değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi.
İngilizce'de İnci ne demek? İnci ingilizcesi nedir?:
pearl
Fransızca'da İnci ne demek?:
perle
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Şanlıurfa şehrinde, Çamlıdere nahiyesine bağlı bir yer.
İnci hakkında bilgiler
İnci, istiridye gibi bazı kabuklu deniz hayvanlarının içinden çıkarılan, genel olarak süs eşyası olarak kullanılan küçük tane. Bunlar, küçük, yuvarlak, yüksek değerli, sert, sedef rengindedirler. Hayvanın vücuduna bir kum tanesi, bir parazit veya yapay olarak bir sedef parçası girince etrafında bunu kaplayan sedefimsi bir madde oluşur. Böylece tabaka üst üste gelerek küresel inci meydana gelir. Divan şiirinde incinin oluşumu nisan yağmurlarının yağmasına bağlanmıştır. Rivayete göre, istiridye kabuklarını açınca, yağmur tâneleri içeri alınır ve incinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Yabancı madde ete girmeyip kabukta kalırsa meydana gelen inci, yarı küresel veya düzensiz biçimde olur.
İnci, sedef yapısında olup %92 kalsiyum karbonat ihtiva eder. Sıcak ve ılıman bölge denizlerde yaşayan yumuşakçalarda rastlanır. Günümüzde içinde inci meydana gelen yumuşakçalar yetiştirilerek, kültür inci üretimi önem kazanmıştır. Kültürle 3 ilâ 7 yılda elde edilen bu inciler doğal olanlarından ayrılmamakta, gerçek inciye benzediği kabul edilmektedir.
Her çeşit süs eşyâsında, bilhassa gerdanlık olarak kullanılmaktadır. Bilinen renginden başka pembe ve beyazları olduğu gibi nâdir de olsa siyah renkli inciye de rastlanır. Siyah inci nadir bulunduğundan daha değerlidir.
İnci ile ilgili Cümleler
- İncil bu konuda ne diyor?
- İncil çevirmenleri kafir olarak düşünüldü.
- Duygularımız incindi.
- İncil bize komşumuzu sevmemizi söyler.
- İncil çevirisi yapanlar tekfir ediliyordu.
- Tom'un Mary'yi incitmeyeceğinden oldukça eminim.
- İnci çiçekleri yakında açacak.
- İnci Sözlük'ün medyadaki etkisi bayağı büyük.
- O, İncil'den bir pasaj alıntıladı.
- İncil senin için neyse bu kitap da benim için odur.
- Tom'un senin duygularını incitmek istemediğinden eminim.
- Beni çok incitiyorsun.
- Ben senin duygularını incittim, değil mi?
- Tom'un seni incitmek istemediğinden eminim.
İnci anlamı, kısaca tanımı:
İstiridye : Yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, güçlü kaslarla birbiri üzerine kapanan iki çeneti olan, eti beğenilen bir deniz yumuşakçası (Ostrea edulis).
Deniz : Aydaki düzlükler. Geniş alan. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Çokluk, yoğunluk.
Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.
Küçük : Değersiz, önemsiz. Geri aşamada. Küçük abdest. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses).
Sert : Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Titizlikle uygulanan, sıkı. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Gönül kırıcı, katı, ters. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde.
Sedef : Sedef hastalığı. Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş. Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde.
Tane : Bazı bitkilerin tohumu. Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve.
İnci döktürmek : Bir konuda önemli, anlamlı ve güzel söz söylemek.
İnci gibi : Küçük, temiz, güzel ve düzgün.
İnci balığı : Sazangillerden, pullarından inci yapılmış olan küçük bir balık (Alburnus alburnus).
İnci çiçeği : Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, müge (Convallaria majalis).
İnci taşı : Feldspat cinsinden, suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan, grinin tonlarından siyaha kadar değişik renklerde volkanik bir kaya, perlit.
İncik : Baldır. Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri.
İncik boncuk : Değersiz ufak tefek süs eşyası.
İncik kemiği : Diz kapağından topuğa kadar olan kemik.
İncik yahnisi : İncik eti, yağ, soğan ve baharat kullanılarak hazırlanan bir tür tencere yemeği.
İncil : Hz. İsa'ya indirilen kutsal kitap, Ahd-i Cedit.
İncinme : İncinmek işi.
İncinmek : Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek. Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak.
İncir : Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç (Ficus carica). Bu ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı yemişi, ballıdarı.
İncir çekirdeği doldurmamak : Çok az veya çok önemsiz olmak.
İncir kuşu : Kuyruksallayangillerden, en çok incir ve başka yemişlerle beslendiği için zararlı sayılan ve avlanılan küçük bir kuş (Anthus trivialis).
İncirlik : İncir yetiştirilen alan, incir bahçesi. İncir ağaçları çok olan yer.
İncirliova : Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
İncirsi meyve : Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalıklardan değil çiçeklikten oluşan incire benzer meyve.
İncitilme : İncitilmek işine konu olma.
İncitilmek : İncitme işi yapılmak.
İncitiş : İncitme işi.
İncitme : İncitmek işi.
İncitmebeni : Kanser.
İncitmek : İncinmesine yol açmak. Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek.
İncizap : Cazibeye tutulma, ilgi duyma. Çekme, çekilme.
Ağzından inci saçmak : Birbirinden güzel sözler söylemek.
Ananın bastığı yavru incinmez : "annenin acı sözü çocuğuna ağır gelmez" anlamında kullanılan bir söz.
Balçık inciri : Balçık hurması.
Bir çuval inciri berbat etmek : Düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak.
Darı unundan baklava incir ağacından oklava olmaz : "kötü gereçle iyi iş görülemez" anlamında kullanılan bir söz.
Firavun inciri : Frenk inciri.
Frenk inciri : Bu bitkinin kalın, dikenli kabuğu olan tatlı yemişi. Kaktüsgillerden, yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki, firavun inciri, Hint inciri (Opuntia ficus-indica).
Hint inciri : Frenk inciri.
Kavak inciri : Açık mor renkli bir tür incir.
Kuru incir : Özel olarak güneşte kurutulan incir.
Lop incir : İri ve yumuşak bir tür incir.
Ocağına incir dikmek : Birinin evini barkını dağıtmak.
Patlıcan inciri : İri ve mor bir tür incir.
Yaban inciri : Dutgillerden, Mısır'da yetişen ve kerestesi eski Mısırlılarca mumyalara sanduka yapmakta kullanılmış olan bir ağaç, yabani incir. Bu ağacın meyvesi.
Yabani incir : Yaban inciri. İncir ağacının yabani türü.
Kavkılı : Kavkısı olan (hayvan).
Yanlı : Yandaş.
Gülünç : Güldürücü, tuhaf, komik.
Cümle : Bütün, hep. Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce. Herkes. Dizge, sistem.
Kabuklu : Kabuğu olan.
Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Takı : Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler. Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Kadınların ziynet eşyası, asım takım.
Diğer dillerde İnci anlamı nedir?
İngilizce'de İnci ne demek? : [INCI (International Nomenclature of Cosmetic Ingredients) ] n. pearl
n. inches, inch
Fransızca'da İnci : perle [la]
Almanca'da İnci : n. Perle
Rusça'da İnci : n. жемчуг (M), жемчужина (F), перл (M)
adj. жемчужный

Bu kısımda İnci nedir? İnci ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İnci tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İnci hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.