İnfarksiyon nedir, İnfarksiyon ne demek

İnfarksiyon; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bir atardamar veya toplardamar lümeninin tromboz veya embolusla tıkanması sonucu, bunun beslediği koni biçimindeki alanda iskemik nekrozun oluşması.

Dokuda besleyici damarın tıkanması sonucu meydana gelen nekroz bölgesi, infarkt.

İnfarksiyon anlamı, kısaca tanımı

Toplardamar : Kirli kanın vücudun her yanından kalbe gitmesini sağlayan damar, vena, verit

Besleyici : Besleyen, beslemeye yarayan, besin değeri yüksek, mugaddi.

Atardamar : Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.

Embolus : Kan veya lenf damarı içerisinde yüzen ve damar iç boşluklarının mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan katı, sıvı veya gaz hâlindeki yabancı cisim. Embolusların büyük çoğunluğu kısmen veya bütünüyle yerinden kopmuş trombüslerden oluşur. Tıkaç.

Tıkanma : Tıkanmak işi.

İnfarkt : İnfarksiyon.

İskemik : İskemiyle ilgili. İskemi gösteren.

Tromboz : Kan pıhtısı oluşumu nedeniyle kan akışının engellenmesi. Kan pıhtısı teşekkülü. Damar içerisinde oluşan kan pıhtısı, trombüs. Canlıda devamlılığı bozulmamış kalp-damar sistemi içerisinde bir trombüsün oluşması, gelişmesi veya varlığı.

 

Nekroz : Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

İskemi : Sandalye. İskemle, sandalye. Belli bir bölgede kan akımının azalması, ilgili bölgeyi besleyen damarların tıkanması veya daralması nedeniyle gelişen yerel anemi, bölgesel doku anemisi, işemi. Kan damarlarının daralmasına veya tıkanmasına bağlı olarak bir organ veya dokuya yetersiz kan gelmesi veya yerel kansızlık, kansızlanma.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

Damar : Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Lümen : Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

 

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Tıkan : Yağ tavası. Diken.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Diğer dillerde İnfarksiyon anlamı nedir?

İngilizce'de İnfarksiyon ne demek ? : infarction