Körağaç nedir, Körağaç ne demek

  • Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm.
  • Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası

Bilimsel terim anlamı:

Kontratablada orta katı meydana getiren ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm.

Osmanlıca Körağaç ne demek? Körağaç Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

körağaç

Körağaç kısaca anlamı, tanımı:

Kontratabla : Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla.

Orta : Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. İyi ile kötü arasındaki durum. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Orantı. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Yeniçeri Ocağında tabur. Ne büyük ne küçük, midi. Ne uzun ne kısa, midi.

 

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Yumuşak : Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Sessiz, hafif. Kolaylıkla işlenebilen.

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Bölüm : Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

 

Tabla : Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. Küllük. Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. Bir şeyin düz ve geniş bölümü. Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılmış olan tepsiye benzer altlık.