Köse nedir, Köse ne demek

Köse; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat, özel olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Köse" ile ilgili cümleler

  • "Köse kâtip, gözlerini kırpıştırarak dinlemeye başlamıştı." - K. Tahir

Yerel Türkçe anlamı:

1.bk. köseği-

Ateş karıştırmaya yarayan bir ucu yanmış odun, tahta

2.bk. köseği 1.

30-40 yaş arasında erkek.

Ateş karıştırmak ya da ateş çekmek için kullanılan demir araç, maşa

Başağı kılçıksız bir çeşit beyaz buğday.

Yeni evlenmiş erkek, güvey.

Tiyatro'daki terim anlamı:

(T.K.O.) Anadolu'da halk tiyatrosunda oyunları düzenleyene verilen ad.

Diğer sözlük anlamları:

Cılız, bodur

Köse isminin anlamı, Köse ne demek:

Erkek ismi olarak; Bıyığı sakalı çıkmayan erkek. Cılız, bodur. Yeni evlenmiş erkek, güvey.

Köse hakkında bilgiler

Köse, Gümüşhane ilinin bir ilçesidir. Etrafı Kelkit, Gümüşhane merkez ve Bayburt ile çevrilidir.

Köse Köyü,1516 yılı Bayburt tahrir kayıtlarında Bayburt Sancağı'nın Kelkit Nahiyesine bağlı bir köy yerleşmesi olarak geçmektedir. 1916 yılında Rus ve Ermenilerin istilasına uğramış ancak 17 Şubat 1918 günü işgalden kurtulmuştur.

Cumhuriyet döneminde Gümüşhane'nin il yapılmasının (1924) ardından Kelkit Kazasına bağlı bir bucak merkezi haline getirilmiştir. Köse 1954 yılında belediye 3392 sayılı kanunla da 19.06.1987 tarihinde ilçe olmuştur.

 

Köse ilçesi Gümüşhaneye bağlı olmasına Bayburt kültürel ve folklorik özelliklerine sahiptir. Halk danslarında ili Bar ekipleri ile temsil etmektedirler. Şive olarak Gümüşhaneye göre Bayburt, Erzincan ve Erzuruma yakın bir ağız kullanırlar.

Köse kısaca anlamı, tanımı:

Gümüşhane : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

Kösenin sakalı gibi : Her zaman olduğu gibi kalan, değişikliğe uğramayan.

Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek : "başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Köse buğday : Başağı kılçıksız bir tür buğday.

Köse sakal : Çok seyrek sakal.

Köseği : Ateş karıştırmaya yarayan odun veya demir. Ucu yanık odun, eğsi.

Kösele : Bu deriden yapılan. Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi.

Kösele gibi : Çok sert, çiğnenmesi güç, koparılamaz.

Kösele suratlı : Utanmaz, sıkılmaz.

 

Kösele taşı : Avadanlıkların ağızlarındaki pürüzleri düzeltmek ve inceltmek için kullanılan bir taş türü. Kunduracıların, üstünde kösele dövdükleri taş. Mermerleri parlatmakta kullanılan kefeki taşı.

Köselik : Köse olma durumu.

Kösem : Kösemen.

Kösemen : Yol gösteren kılavuz. Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse. Dövüşken iri koç veya teke.

Kösemenlik : Yol gösterme, kılavuzluk.

Kösemenlik etmek : Yol göstermek, kılavuzluk etmek.

Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur : "herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur" anlamında kullanılan bir söz.

Kele köseden yardım olmaz : "kişi, kendisinin yardıma muhtaç olduğu konuda başkasına yardım edemez" anlamında kullanılan bir söz.

Sakalı : Saka hastalığına tutulmuş.

Çıkma : Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmak işi. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Desteklemek amacıyla verilen para. Çıkmış. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış.

Etraf : Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit. Yanlar, taraflar. Çevre.

Merkez : Biçim, tarz. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Polis karakolu. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Bayburt : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Çevrili : Dönük. Çevrilmiş, kuşatılmış.

Tahrir : Yazma, kitabet, kompozisyon.

Bağlı : Kapatılmış olan, kapalı. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Bir bağ ile tutturulmuş olan. Sınırlanmış, sınırlı.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Köse buğdayı : Başağı kılçıksız bir çeşit beyaz buğday. 1. Başağı kılçıksız bir çeşit esmer buğday. 2.bk. köse buğday.

Köse : Anadolu'da, halk tiyatrosunda, oyunları düzenleyene verilen ad.

Köse otu : Kuraklık nedeniyle büyüyemeyen ot.

Köse sefer : Dolmalık bir çeşit kabak.

Köse tahılı : Başağı kılçıksız bir çeşit beyaz buğday.

Köseağa : Ocaktaki ateşi karıştırıp kömürleri çekmeğe yarayan araç. Saimbeyli -Adana)

Köseali : Kastamonu şehri, Bozkurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Konya kenti, Obruk nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa ilinde, Salihli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kösealili : Yozgat ilinde, Saraykent ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kösebalcı : İçel şehri, Tarsus ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kösebayır : Elâzığ ili, Sivrice ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Köse anlamı nedir?

İngilizce'de Köse ne demek? : [Köse] v. fondle, caress, touch fondly

adj. beardless

adj. corner

Fransızca'da Köse : qui est sans barbe ni moustache, imberbe

Almanca'da Köse : adj. bartlos