Külah nedir, Külah ne demek

Külah; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap.
  • Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık.
  • Bu kabın alabileceği miktarda olan.
  • Oyun, hile

"Külah" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bunun sırtında öbürleri gibi bir uzun cübbe, başında bir uzun külah vardı." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Dışarıda, bahçede, meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı." - Y. K. Beyatlı

Yerel Türkçe anlamı:

İçi oyularak kurutulmuş sebze.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Kule ve minare gibi yapıların üstlerini örten, iç çatısı ağaçtan, dışı kurşun kaplı, koni, ya da piramit biçimindeki çatı. a. bk. şerefe, petek, gövde, pabuç, kürsü.

İngilizce'de Külah ne demek? Külah ingilizcesi nedir?:

arrow, spire

Fransızca'da Külah ne demek?:

capeline

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Zonguldak şehri, Ereğli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Çorum ilinde, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Külah anlamı, kısaca tanımı:

Külah giydirmek : Hile ile, oyunla aldatmak.

Külah kapmak : Düzen, dalavere ile bir işin başına geçmek.

Külah takmak : Hile ile, oyunla kandırıp parasını almak.

 

Külah peşinde olmak : Yalan ve dolanla bir işin başına geçmeye çalışmak.

Külahıma anlat : "söylediklerine inanamıyorum, beni kandıramazsın" anlamında kullanılan bir söz.

Külahını havaya atmak : Pek çok sevinmek.

Külahını ters giydirmek : Çok kurnaz olmak.

Külahları değiştirmek : Tehdit ederek bozuşmak.

Baca külahı : Bacanın dumanı çekişini güçlendirmek amacıyla baca deliğinin üzerine yerleştirilen ve genellikle sacdan yapılmış olan parça.

Külahımsı : Külahsı.

Al takke ver külah : Uzun bir çekişmeden sonra, çekişe çekişe. aralarındaki senli benli ilişkiyi sürdürerek.

Gece silahlı gündüz külahlı : "kimseye sezdirmeden kötü işler yapan kimse" anlamında kullanılan bir söz.

Gündüz külahlı gece silahlı : Gerçekte iyi olmadığı hâlde iyi gibi görünen kimseler için kullanılan bir söz.

Keçe külah etmek : Aldatmak, kandırmak.

Keçe külah olmak : Ordudan veya resmî görevden çıkarılmak.

Kelle sağ olsun da külah bulunur : "kişi yaşasın da elbet bir iş sahibi olur" anlamında kullanılan bir söz.

Şeytana külahı ters giydirmek : Çok kurnaz olmak.

Teptim keçe oldu sivrilttim külah oldu : Bir şeyi işine geldiği gibi gösterenler veya yorumlayanlar için söylenen bir söz.

Koymak : Bırakmak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. İmza, tarih, adres yazmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Katmak, eklemek. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bırakmak, terk etmek. Etkilemek, dokunmak.

Huni : Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç. Ağızlık.

 

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz.

Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.

Erkek : Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. Sözüne güvenilir, mert. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Keçe : Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş. Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik. Bu kumaştan yapılan.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Kabın : Plajda soyunma yeri. Uçakta yolcuların oturduğu bölüm. Küçük, özel bölme. Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme.

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Kumar. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Hile, düzen, desise, entrika.

Hile : Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma.

Külah balığı : Kemikli balıklardan, boyları 160 cm olabilen, vücudu oldukça uzun ve burnu tüp biçiminde uzamış, kayalık ve kumlu zeminlerde yaşayan demersal bir tür, pipo balığı.

Külah eğmek : Eyvallah etmek, müdara etmek

Külah urmak : Serpuş giydirmek

Külahçı : Külah yapan veya satan kimse.

Külahları değiştirmek : tehdit ederek bozuşmak. İlgili cümle: "“Dükkânda çalışırken ters bir iş tutarsa yeniden külahları değişebilirlerdi.”" O. Kemal.

Külahlı : Külahı olan. Koni biçiminde tavanı olan. Sivas ili, Gürün belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Külahsı : Külahı andıran, külaha benzeyen, külah gibi, külahımsı.

Külahsız : Külahı olmayan.

Külah ile ilgili Cümleler

  • Jane bir külah dondurma istedi.
  • Sanırım bir külah daha dondurma yiyeceğim.

Diğer dillerde Külah anlamı nedir?

İngilizce'de Külah ne demek? : n. cone, coif, conical hat

Fransızca'da Külah : bonnet [le], couvre-chef [le]

Almanca'da Külah : n. Helm

Rusça'da Külah : n. колпак (M), кулек (M), шпиль (M), плутовство (N)