Kıynak nedir, Kıynak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Cevizin yarısı.

Bütün çıkarılmış ceviz içi.

Ceviz içinin dörtte biri.

Dilim.

Yırtıcı kuş ve hayvanlarda tırnak, pençe.

Teknik terim anlamı:

Yırtıcı hayvan pençesi.

Kıçı meydana getiren kaba etler, oturak yeri.

Kıynak tanımı, anlamı

Kıyna : Yavaş, düzenli, sakin. Kıyma

Kıynak urmak : Tırnak geçirmek.

Yırtıcı hayvan : Vahşi hayvan.

Yırtıcı kuş : Ehlîleştirilmemiş vahşi kuşlara verilen genel ad.

Oturak yeri : Kıç, makat. Yolcuların oturup dinlenecekleri yer. Kıç, kaba et, kıynak.

Ceviz içi : Cevizin kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Kaba et : Kıç.

Yırtıcı : Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen (hayvan). Tiz, yüksek (ses). İş bitiren, mahir. Kan dökmekten, insan öldürmekten zevk alan (kimse).

Tırnak : İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka. Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar. Tırnak işareti. Kanca gibi araçların kıvrık yeri. Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri. Kanun çalmakta kullanılan mızrap. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski. Gemi demirinin ucundaki yassı parça.

 

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Oturak : Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Etler : Antalya şehri, Gebiz bucağına bağlı bir yer.

Pençe : Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. El. Ayakkabının tabanındaki kösele. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Dilim : Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.

 

Ceviz : Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

Bütün : Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.

Diğer dillerde Kıyıortay anlamı nedir?

İngilizce'de Kıyıortay ne demek ? : median, median line