Kabartmak nedir, Kabartmak ne demek

  • Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak.
  • Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak

"Kabartmak" ile ilgili cümleler

  • "Vapur geri geri beyaz köpükler kabartarak açılmaya başlamış." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Abartmak, atmak.

Coşturmak, kışkırtmak.

Kabartmak tanımı, anlamı:

Kabartma : Kabartılarak yapılan. Kabartmak işi. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef.

Göğsünü kabartmak : Bir olay dolayısıyla kıvanç duygusunu ortaya koymak, övünmek.

Kulak kabartmak : Belli etmemeye çalışarak dinlemek.

Kabarma : Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met. Kendini üstün görme, büyüklük taslama. Duygulanma. Kabarmak işi.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak.

Açmak : Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Beğenmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Ferahlık vermek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Geçit sağlamak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Engeli kaldırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Alışverişi başlatmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Savaşla almak, fethetmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Alanını genişletmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Ayırmak, tahsis etmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Yapmak, düzenlemek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Görünür duruma getirmek. Yarmak.

 

Tırmık : Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç. Tırnak beresi.

Çapa : Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı. Çapalama işi.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt.

Karıştırmak : Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Kurcalamak, oynamak. Üstünkörü okumak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

Yol : Kumaşta bulunan çizgi. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Gidiş çabukluğu, hız. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Gaye, uğur, maksat. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Kez, defa. Hile, tuzak. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi.

 

Diğer dillerde Kabartmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kabartmak ne demek? : v. raise, puff up, puff, blister, bloat, fluff, fluff out, fluff up, roughen, roughen up, vesicate

Fransızca'da Kabartmak : enfler, gonfler, renfler; (gö

Almanca'da Kabartmak : v. aufschwellen, blähen: sich blähen

Rusça'da Kabartmak : v. вздувать, взбивать, вздымать, вспучивать, выпячивать, вздуть, взбить, вспучить, выпятить